| Kurucumuz'dan |
Değerli Tıp Mensupları,
Türkiye’de ve dünyada bir ilaç şirketi olarak varolabilmek, Araştırma ve Geliştirme’den geçiyor. Aslında bu her sektör için aynı ölçüde geçerli. Hatta gelişmiş ülkeler arasında yer almanın birinci şartı. Ne yazık ki, ülkemizde bu bilince ve çok değerli ve yetenekli bilim insanlarının varlığına rağmen, gerek özel sektör gerekse devlet tarafından Ar-Ge’ye verilen önem ve ayrılan fon yetersiz. Araştırma geliştirme, sadece bireysel faaliyetlerle mümkün değildir. Ulusumuz adına hepimiz; devlet, özel sektör ve birey olarak ortak hareket etmeliyiz, bu sorumluluğu birlikte üstlenmeliyiz. Ülkemizin, halkımızın, çocuklarımızın geleceği için Ar-Ge’ye yatırımı artırmalıyız, yeni imkanlar yaratmalıyız. Sahip olduğumuz tecrübelerin değerini bilmeli, yarının bilim insanlarını yetiştirmeliyiz, yeteneklere daha da gelişme fırsatı sunmalıyız. Ulkar Holding olarak bu anlamda faaliyetlerimizi derinleştirebilmek ve üstümüze düşen görevin bir kısmını yerine getirebilmek için FARGEM adlı şirketimiz bünyesinde çalışmalarımızı derinleştiriyoruz.
Nobel Medicus, Türkiye’deki bilgi birikiminin kapsamını bir nebze ortaya koymakta aracı olabilmek ümidiyle yıllar önce bir fikir olarak gelişti, olgunlaştı ve sizlerin de değerli katkılarıyla yayın hayatına başladı. Arzumuz, aynı zamanda bilgi artışına da katkıda bulunması ve değerli bilim insanları arasında verimli bir hat oluşturmasıdır. İlk sayının coşkusuyla, bu doğrultudaki inancımızı sizlerle paylaşabilmenin mutluluğunu yaşıyoruz.
Bu vesile ile Nobel Medicus’u hayata geçiren editörler grubuna ve katkıda bulunan herkese şükranlarımı sunuyorum. Türkiye’yi ilim, bilim ve kültür merkezine dönüştürmemiz dileğiyle sağlıklı yaşamlar.
Hasan ULUSOY | |
| Editör'den |
Değerli Meslektaşlarım,
Yazının çoğaltılması için yıllar boyu değişik ülkelerde farklı teknikler kullanılsa da, 15. yüzyılda Johannes Gutenbergin (1398-1468) yaptığı mekanik matbaa kadar hızla yayılıp kabul gönnemiştir. Dünyanın pek çok ülkesinde kutsal ve bilimsel kitaplar, dergi ve benzeri yayınlar o dönemden beri yaygın olarak okuyucusu ile buluşmaktadır.
Osmanlı imparatorluğuma ilk matbaa, ispanya'dan göç etmek zorunda kalan Sejarad Yahudileri tarafından 1493-95 yılları arasında İstanbul'da açılmıştır. 1567'de Ermeniler, 1627'de Rumlar ilk matbaalarını açmışlardır. Ancak, azınlıklann açmış oldukları matbaalar, engelleyici bir ferman bulunmamasına rağmen, dini propagandaları önlemek için zaman zaman kapatılmıştır. Bu matbaalarda Türkçe ve Arapça kitap basılması yasaklansa da, Avnıpa'da basılan eserler ülkeye gizlice getirilmiştir. Bu eserlerin çoğunluğu dil, geometri ve tıp alanlarındaki eserlerdir.
Osmanlı Devletinde ilk Türkçe/Osmanlıca baskı yapan matbaa Çelebizadeler ve Müteferrika'nın girişimiyle matbaanın icadından ancak 250 yıl sonra kundabilmiştir. Sahafların piri, ilk Türk matbaasının kurucusu ibrahim Müteferıika, 1726 yılında basma sanatının faydalarından söz eder. Matbaanın gerekliliğinin, önemli kitapların çoğaltılmasının, ucuz olmasının, kentlerde kütüphanelerin açılmasının yararlarını anlatan "Vesilet - üt - tıbâa" adlı raporunu dönemin sadrazamı Damat İbrahim Paşa'ya sunar. İlk Türk matbaasının kurulabilmesi için izin ister. İbrahim Müteferıika ve Sait Mehmet Çelebi'de ilk Türkçe kitap basan Türk basımevini istanbul'da açarak katkıda bulunur. Lcde DevrVde bu ilk Türk matbaasının kuruluşuna tanıklık eder ve basılı eserlerin serüveni de başlamış olur...
Başlar ama Müteferrika'nın 1742'de, orduda bir göreve atanmasıyla durur ve ölümünden sonra da matbaa kapanır. Müteferrika Matbaasının açık olduğu süre içirule dil, tarih, coğrafya, mıknatıs ve askerlik üzerine 17 eser basılmıştır. İbrahim Müteferrikanın yazdığı eserler arasında batılılara karşı gerilemenin nedenleri ve çarelerini anlatan "Usül-ül-hikem fi nizam il-ümem (1732)" ve pusulanın icadından, mıknatısın özelliklerinden belısettiği "Fuyuzat-ı Mîknatisiye (1732)" vardır. Kağıt üretimi ve üretilen yerli hağjt kalitesinin yabancı kağıtlarla rekabetinin zayıf olması, halkın o dönemki alım gücü de düşünülürse, matbaada basılan kitapların oldukça pahalı olması, hattat sanatının olumsuz etkileneceği endişeleri, vs. gibi sorunlarla Müteferrika'nın hedeflerine uzun bir süre ulaşılamamıştır.
Ne mutlu bize ki şu an elimizde tuttuğumuz Nobel Medicus tam bağımsız, bilimsel bir Türk tıp dergisi olarak ülkemizdeki matbaalarda, ülkemizde üretilen ve işlenen kağıda basılıyor ve dünyada 20.000in üzerinde Türk ve yabancı sağlık mensubuna ulaşıyor. Bizim bilgi birikimimizi habvi edûdig bilimsel indeksler sayesinde tüm dünyaya duyuruyor. Şimdiki hedefimiz dergi impakt faktörünü anırmak, yani derimizdeki yayınların sitasyonunu çoğaltmak. Umarız İbrahim Müteferrika'nın bile hayaline sığmayacak bu hedefe ulaşabiliriz Bu hedefe ulaşmak oldukça yakın gibi, zira elimizde hakemlerde bekleyen lOO'ün üzerinde kaliteli araştırma var ve 300 kadar hakem de sizlerin gönderdiğiniz yayınlar şu sırada değerlendiriliyor.
Mutluluğumuzu ve dergimizin gelmiş olduğu aşamayı paylaşmak istedim. Umarım sizlerle birlikte daha nice bilim adamlarımızı uzun yıllar yadedeceğiz.
Bu sayımızın misafiri bizi gururlandıran bir Türk bilim adamı, Basel'de yayınlanan zamanın ünlü alan dergilerinden Derınatologica'da makaleleri yer almış, ayrıca bu derginin Yayın Kundu'na davet edilmiş, Türk Dermatoloji tarihinin unutulmaz hocası, Ord. Prof Dr. Cevat Kerim İncedayı...
Nice yıllar nice güzel araştınnalar ve gummmuzu okşayacak bilim adamlarımızla karşınıza gelmek üzere...
Saygı ve sevgilerimle,
Nobel Medicus Ailesi Adına
Prof. Dr. Cihan Aksoy | |
| İletişim ve Editöre Mektuplar.. | |
|
| Haber ve Duyurular |
|
• Nobel Medicus SCI-E’de...
• Nobel Medicus 12. Sayısı ile bizlerle
• Her yeni sayımızla dergimiz aynı anda web sitemizde. |
|