Home
Contents
Abstracts
Advanced Search
Informations for Authors
About the Journal
Check the status of
a submission
Contact Us - Feedback


  Quick Search for Articles:
 
 
 

Turkish
English



 
 September-December 2007      Volume: 3     No: 3     Abstracts
Full Text

PDF
» İLAÇ REAKSİYONLARI VE ALLERJİLERİ
İlaçlara bağlı istenmeyen reaksiyonlara pratikte sıklıkla rastlanır. İlaç allerjileri ilaca karşı antikor veya duyarlı T hücrelerinin oluşması sonucunda gelişir. Klinik belirtiler nonspesifik olup bir ya da birden fazla sistemi ilgilendirebilir. Tanı, esas olarak klinik bulgulara dayanır. Deri testleri sınırlı sayıda ilaç için prik, intradermal ve yama testi şeklinde yapılır. Laboratuvar değerlendirmeleri ise pahalı ve zaman alıcı olup seri ölçümlerle anlamlıdır. Uygun koşullar sağlanarak yapılan provokasyon testleri tanı için değerlidir. İlaç reaksiyonlarının önlenmesi çok önemlidir. Bunun için ilaçlar mutlak ihtiyaç olmadıkça kullanılmamalıdır. Allerji öyküsü olan ilaçlar için alternatif gruplar seçilmelidir. Bazı ilaçların kullanılmasından önce premedikasyon yarar sağlar. Allerjik hastaya gereken ilacın alternatifi yoksa desensitizasyon yapılabilir. Tüm bu tedbirlere rağmen reaksiyon gelişirse lokal veya sistemik belirtilerin uygun tedavisi yapılmalıdır.
Dr.Füsun Erdenen, Dr.Müjdat Batur Canöz
Full Text

PDF
» BRUSELLOZ HASTALARINDA KAS İSKELET SİSTEMİ TUTULUMU
Bruselloz dünyanın belirli bölgelerinde hayvanlarda gözlenen sporadik bir hastalık olmasına rağmen mandıra üretimi sırasında kontamine olmuş süt veya süt ürünlerinin tüketimi nedeniyle insanlarda da ortaya çıkabilen ve vücutta birçok organ ve sistemin etkilendiği önemli bir hastalıktır. Bruselloz hastalığı sistemik tutulumunun yanı sıra %2-53 oranında kas iskelet sistemini olumsuz yönde etkiler. Bu derlemede, brusellozun sakroiliit, spondilit ve periferik artrit gibi kas iskelet sistemi tutulumları klinik bulgu, tanı ve tedavisindeki yaklaşımlar literatür eşliğinde gözden geçirilmiştir.
Prof. Dr. Ömer Faruk fiendur, Yrd. Doç. Dr. Yasemin Turan
Full Text

PDF
» HİSTEROSALPİNGOGRAFİLERİNDE TUBAL FAKTÖR SAPTANAN 100 İNFERTİL HASTANIN LAPAROSKOPİ SONUÇLARI
Amaç: Tubal faktörü saptamada kullanılan histerosalpingografi (HSG) ve laparoskopi (L/S) yöntemlerinin tanısal doğruluğu ve L/S ile tubal faktörün tedavisinde elde edilen sonuçlar değerlendirildi. Materyal ve Metod: HSG’lerinde uterin faktör bulunmayan fakat tubal faktör bulunan 100 infertil olguya L/S yapıldı. Sonuçlar karşılaştırıldı. Tubal faktörü açıklayacak intraabdominal patoloji saptanan olgulara cerrahi uygulandı. L/S ile tubal faktörün tedavisi değerlendirildi. Bulgular: Tubal faktörün saptanmasında HSG’nin sensitivitesi %63, pozitif prediktif değeri %100, yanlış pozitifliği %37 olarak hesaplandı. Laparoskopik cerrahi ile olguların %27,9’unda tubal faktör bilateral olarak tedavi edilirken, olguların %39,5’inde ise unilateral olarak tedavi edilebildi. Sonuç: Histerosalpingografi tubal faktörün saptanmasında kullanılan tanısal bir tetkiktir. Laparoskopi ise tubal faktörün tanı ve tedavisinde en etkili yöntemdir.
Dr. İrem Şenyuva, Doç. Dr. Cüneyt Eftal Taner, Dr. Aysun Camuzcuoğlu, Dr. Elif Üstünay, Dr. Gülsen Derin
Full Text

PDF
» DİYABETİK HASTALARDA SESSİZ MİYOKARDİYAL İSKEMİ TESPİTİNDE EGZERSİZ ELEKTROKARDİYOGRAFİ TESTİ VE TALYUMLU MİYOKARD PERFÜZYON SİNTİGRAFİSİNİN KARŞILAŞTIRILMASI
Amaç: Diyabetik hastalarda sessiz miyokardiyal iskeminin (SMI) saptanmasında efor testi ve talyumlu miyokard perfüzyon sintigrafisinin (MPS) etkinliğini değerlendirmek ve birbiriyle kıyaslamak. Materyal ve Metod: Daha öncesinde bilinen bir koroner arter hastalığı bulunmayan, efor veya istirahat dispnesi, nefes darlığı tanımlamayan 97 diyabetik hasta çalışmaya dahil edildi. Hastaların rastgele seçilen 44’üne eforlu EKG, 53’üne talyumlu miyokard perfüzyon sintigrafisi yapıldı. Bulgular: Efor testi uygulanan 44 hastanın 4’ünde, talyum sintigrafisi yapılan 53 hastanın 7’sinde test sonucu pozitif olarak bulundu. Test sonuçları pozitif olan vakalara SMI’nin doğrulanması için koroner anjiyografi yapıldı. Efor testi pozitif 4 hastanın 2’sinde, talyum sintigrafisi pozitif 7 hastanın 6’sında koroner anjiyografi iskemi ile uyumlu olarak saptandı. Buna göre çalışmamızda noninvaziv testlerle (efor ve talyum) saptanan SMI sıklığı sırasıyla; efor testi yapılan grupta %9,1 , talyum sintigrafisi yapılan grupta %13,2 , tüm hastalar beraber ele alındığında %11,3’tür. Koroner anjiyografik olarak doğrulanan SMI sıklığı sırasıyla; %4,5 , %11,3 , %8,2’dir. Buna göre efor testinin yalancı pozitiflik oranı %50, talyum sintigrafisinin ise %14,3 ; efor testinin pozitif prediktif değeri %50 iken talyum sintigrafisininki %85,7’dir. Sonuç: SMI tanısı için efor testi ve talyumlu miyokard perfüzyon sintigrafisinin birbirlerine istatistiksel olarak üstünlüklerini saptayamadık. Bu durumda kolay ulaşılabilen ve maliyeti düşük olan egzersiz EKG testinin SMI saptanması için daha mantıklı bir seçenek olduğu düşünülebilir. Ancak sayısal olarak bakıldığında talyum sintigrafisiyle daha fazla hastaya SMI tanısı koyabildik ve talyum testinin pozitif prediktif değerini efor testine göre çok daha yüksek bulduk. Hasta sayısı artırıldığında talyum sintigrafisinin efor testine göre istatistiksel olarak da üstün olduğunun görülebileceği kanaatindeyiz.
Dr. Fatma Dilek Dellal, Dr. Öznur Ertafl, Dr. Serap Çelik, Dr. Ayflenur Özderya, Dr. Mutlu Niyazioğlu, Dr. Zehra Boduç Bozkurt, Dr. Zekiye Fakıoğlu, İskender Dik, Burhan Bedir
Full Text

PDF
» L-TİROKSİN YERİNE YANLIŞLIKLA UZUN SÜRE METOTREKSAT KULLANIMINA BAĞLI TOKSİSİTE: HASTALARI TEDAVİLERİ KONUSUNDA YETERİNCE BİLGİLENDİRİYOR MUYUZ?
Metotreksat (MTK), akut lenfoblastik lösemi, lenfoma, koriokarsinoma ve bazı solid tümörlerin tedavisinde kemoterapötik olarak; aynı zamanda romatoid artrit, psöriasis gibi neoplastik olmayan kronik hastalıkların tedavisinde de sık kullanılan bir ilaçtır. Metotreksat kullanımı sırasında tedavinin herhangi bir zamanında gastrointestinal sistem toksisitesine bağlı bulantı, kusma, oral ülserler, iştahsızlık; hepatoksisiteye bağlı karaciğer enzim seviyelerinde yükselme; kemik iliği supresyonuna bağlı lökopeni ve trombositopeni gibi ciddi yan etkiler görülebilir. Yazımızda hipotiroidi replasman tedavisi sırasında yanlışlıkla 6 ay boyunca MTK almış olan, oral mukozit ve lökopeni görülen, daha sonra febril nötropeni gelişen bir hasta sunulmuştur. Bu olgu sunumu ile hekimlerin hastaları yeterince bilgilendirmeleri, verdikleri tedavinin etkinliğini takip ederken daha dikkatli olmaları, hastadan ayrıntılı bilgi almaları gerektiği vurgulanmıştır.
Dr. Şule Namlı, Dr. Abdullah Özkök, Dr. Yaflar Çolak, Prof. Dr. Nilgün Erten, Prof. Dr. M. Akif Karan, Prof. Dr. Cemil Taşçıoğlu, Prof. Dr. Abdülkadir Kaysı
Full Text

PDF
» LEOPARD SENDROMU
LEOPARD sendromu dismorfogenetik ve multisistemik kardiyokütanöz bir sendromdur. Aşağıda sunulan 32 yaşında kadın hasta multipl lentiginler, hipertrofik obstrüktif kardiyomiyopati (HOKM), sağ dal bloku, mitral kapak hastalığı, skolyoz, oküler hipertelorizm, jinekolojik patolojiler ve demir eksikliği anemisi tanıları ile izlenmiştir. İki yıl önce hipertrofik kardiyomiyopati için septal ablasyon tedavisi uygulanmıştır. Bir kız kardeşinde de HOKM tanısı konmuş ancak lentiginlere rastlanmamıştır. Ailede başka LEOPARD sendromu tanısı konan hasta yoktu. Multipl lentiginleri bulunan hastalar, sistemik lezyonlar ve özellikle kalp hastalıkları açısından araştırılmalıdır.
Füsun Erdenen, MD, Mehmet Salih Gürel, Assoc. Prof, Müjdat Batur Canöz, MD, Şerife Günel, MD, Betül Canöz, MD, Ahmet Uludağ, MD.


 Copyright © 2005 by NOBEL ILAC Sanayii ve Ticaret A.S.

:: Contact   

 Designed by Formulasoft