Home
Contents
Abstracts
Advanced Search
Informations for Authors
About the Journal
Check the status of
a submission
Contact Us - Feedback


  Quick Search for Articles:
 
 
 

Turkish
English



 
 May-August 2007      Volume: 3     No: 2     Abstracts
Full Text

PDF
» MİYASTENİK KRİZ GÜNCEL TANI VE TEDAVİ
Miyastenik kriz (MK), miyastenia gravisin (MG) doğal seyrinde önemli ve sık görülen komplikasyonlardan biridir. MK solunum yetersizliği olarak veya miyastenik güçsüzlük nedenli postoperatif 24 saatten daha fazla ekstübasyonun gecikmesi olarak tanımlanabilir. Üst havayolu kaslarının güçsüzlüğü obstruksiyon ve aspirasyona, solunum kaslarının güçsüzlüğü tidal volümde azalmaya veya her iki kas grubunun güçsüzlüğü MK’ye neden olur. MK’yi tetikleyen faktörler sıklıkla solunum yolu enfeksiyonları, aspirasyon, sepsis, cerrahi girişimler, bağışıklık düzenleyicilerin hızlı kesilmesi, kortikosteroid tedavisine başlama, miyastenik güçsüzlüğü artıran ilaçlara maruz kalma ve gebeliktir. MK ciddi bir durumdur ve MG’li hastaların %12-16’sını etkiler. MK potansiyel olarak MG’nin yaşamı tehdit edici, agresif tedaviye gerek duyulan bir komplikasyonudur. MK’li hastalarda, hem plazma değişimi hem de intavenöz immunglobülin, hastalığı stabilize etmede eşit olarak etkilidir.
Uz.Dr.Sultan Tarlacı
Full Text

PDF
» YAŞLIDA İMMOBİLİTE VE SONUÇLARI
Yatak istirahati ve mobilite kısıtlanmasının olumsuz sonuçları çok sayıda, ciddi, çabuk ortaya çıkan fakat zor düzelen tabiattadır. İmmobilite, fonksiyonel rezervi sınırda olan yaşlılarda hızla günlük yaşam etkinliklerinde yeterlilik kaybı ve özürlülüğe neden olabilir. Toplumumuzda ve sağlık personelinde yatak istirahatinin gerekçe ve sonuçları konusunda yanlış bilgi ve inanışlar nadir değildir. Ne yazık ki yatak istirahatinin bir tedavi modalitesi olarak değerlendirildiği çalışmalar az sayıdadır ve konu sağlık personelinin eğitiminde yeterli ağırlıkta ele alınmamaktadır. Oysaki immobilite ve neticelerinin en aza indirilmesinde özellikle yaşlı bireyle ilgilenen sağlık personelinin bilgili olması ve hem hasta hem de yakınlarının eğitiminde aktif rol alması gerekmektedir. Bu yazıda, bir olgu sunumunun ardından, yaşlıda immobilite ve yatak istirahatinin çok yönlü sonuçlarına, immobilitenin engellenmesine ve nedene yönelik tanı ve tedavide bazı önemli noktalara değinilmiştir.
Dr. Z. Dilek Aydın
Full Text

PDF
» İNTOKSİKASYON VAKALARININ DEĞERLENDİRİLMESİ
Amaç: Vakıf Gureba Eğitim Hastanesi Acil Polikliniğine Ocak-Aralık 2005 tarihleri arasında müracaat eden intoksikasyon vakalarının demografik özellikleri, etyoloji ve prognozunun incelenmesi. Materyal-Metod: Hastaların dosyaları retrospektif olarak tarandı. Yaş, cinsiyet, anamnez özellikleri ve prognozları incelendi. Bulgular: 794 hastanın 564’ü (%71) kadın; yaş ortalaması 27,65±11,12; yaş dağılımı 12-86 idi. Hastaların 593’ünde (%74,68) ilaç, 86’sında (%10,8) gıda, 83’ünde (%10,4) karbonmonoksit (CO), 13’ünde esrar-ekstazi, 10’unda alkol, 9’unda böcek-fare zehiri intoksikasyonu tesbit edildi. Hastaların prognozlarına bakıldığında, 716 hasta (%90,3) müşahade altına alındı, 60 hasta (%7,5) yoğun bakım ünitesine (YBÜ), 12 hasta (%1,5) doğrudan iç hastalıkları servisine, 2 hasta doğrudan diyalize, 2 hasta hiperbarik oksijen tedavisine sevkedildi. Bir hasta acil polikliniğe getirildiğinde vefat etmişti; 1 hasta YBÜ’de vefat etti. Sonuç: Hastanemiz İç Hastalıkları acil polikliniğine en sık ilaç intoksikasyonu nedeni ile müracaat olmakta, onu takiben gıda zehirlenmesi ve CO zehirlenmesi görülmektedir. İntoksikasyonlar daha çok genç yaşlarda (ortalama yaş 27) ve kadın cinsiyetinde (%71) görülmektedir. Hastaların yaklaşık %7,5’inde YBÜ ihtiyacı olmaktadır
Ahmet Uyanıkoğlu, Emel Zeybek, İlker Cordan, Suzan Avcı, Tufan Tükek
Full Text

PDF
» MAL DE MELEDA’LI BİR OLGUDA OSTEOMYELİT KOMPLİKASYONU
Mal de Meleda otozomal resesif geçişli, özel bir palmoplantar keratoderma çeşididir. Burada, Mal de Meleda tanısı almış bir hastada, hastalığın komplikasyonu olarak ortaya çıktığı düşünülen osteomyelit gelişimi bildirilmektedir. Oniki yaşında kız çocuğu sol dirsekte kızarıklık ve şişme şikâyeti ile başvurdu. Fizik muayenesinde; dirsekte eritem, ödem, lokal sıcaklık artışı ve hareket kısıtlılığı dışında avuç içlerinin ve ayak tabanlarını kaplayan belirgin, sarımsı-beyaz renkte hiperkeratoz, maserasyon, yer yer fissürler ve bu bölgelerde canlı kırmızı erode alanlar görüldü. Dirsek bölgesine yapılan aspirasyon sonrası püy gelmesi üzerine, hasta subakut osteomyelit tanısıyla cerrahi olarak tedavi edildi. Palmoplanter keratodermalı olgularda kalın ve hiperhidrozun etkisiyle masere durumdaki keratin tabakası dermatofit infeksiyonları için uygun bir ortam oluşturur, ancak bu olgularda sekonder bakteriyel infeksiyonlar bildirilmemiştir. Bu olguda avuç içindeki keratodermanın yarattığı fissürler ve erode alanların bakteri için giriş kapısı oluşturduğu ve lokal bakteriyel inokülasyonla osteomyelit geliştiği düşünülmektedir
Özkan Köse, Oğuz Durakbaşa, Tülin Mansur, Mustafa Çiftçi
Full Text

PDF
» BİLATERAL TAMA YAKIN İŞİTME KAYBI OLAN BİR KABAKULAK OLGUSU
Kabakulak, en sık okul çağı ve adolesan yaş grubunda görülmekle birlikte yetişkin çağda da görülebilen akut jeneralize bir infeksiyondur. Nadir bir komplikasyon olan geçici yüksek frekans işitme kaybı %4 oranında görülebilmektedir. Tek taraflı kalıcı işitme kaybının 20.000 vakada bir olduğu bildirilmiştir. Bu bildiride kabakulak nedeniyle servisimize yatırılan ve bu nadir komplikasyon sonucu bilateral tama yakın işitme kaybı olan olgu sunulmuştur. Yirmisekiz yaşındaki erkek hasta, yüzünün her iki yanında şişlik olması üzerine kliniğimize başvurmuştur. Bu başvurusundan 15 gün önce çocuğunun kabakulak geçirdiğini ifade etmiştir. Şikayetlerinin başlangıcından iki gün sonra işitme problemi olması üzerine yapılan odyogramında sol kulakta hava iletisi ile 68 dB, kemik iletisi ile 48 dB; sağ kulakta hava iletisi ile 103 dB, kemik iletisi ile 70 dB saptanmıştır. Hastaya beş gün prednisolon 60 mg/gün, heparin 2500 IU/gün, pentoksifilin 100 mg/gün ve semptomatik tedavi uygulanmıştır. Prednisolon gün aşırı doz düşürülerek ikinci hafta sonunda kesilmiştir. Yapılan tetkiklerinde kabakulak IgM pozitif, IgG negatif bulunmuştur. Tedaviye rağmen birinci ve üçüncü ay kontrollerinde işitme kaybında düzelme olmamıştır. Sol kulağına işitme cihazı sağlanarak işitme düzeyi yükseltilmeye çalışılmıştır. Olgumuz yetişkin populasyonunda kabakulağın işitme kaybı, sterilite ve diğer ciddi komplikasyonlara yol açabileceğini, bu nedenle de kabakulak geçirmemiş ya da aşılanmamış yetişkinlerin aşılanmasının yararlı olacağını düşündürmektedir.
Dr. Habip Gedik, Dr. Ahmet Uludağ, Dr. Muzaffer Fincancı, Dr. Cüneyt Müderrisoğlu
Full Text

PDF
» İLEAL PERFORASYON İLE SEYREDEN CHURG-STRAUSS SENDROMU OLGUSU
Churg Strauss Sendromu (CSS) astım bronşiyale, hipereozinofili ve artmış serum IgE seviyeleriyle karakterize nadir bir hastalıktır. Akciğer, deri, kardiyovasküler, gastrointestinal ve sinir sistemine ait bir çok organ bu sistemik nekrotizan vaskülitten etkilenir. Bu yazıda CSS'nin nadir bir komplikasyonu olan ileus perforasyonlu bir olgu sunulmuştur.
Dr. Esma Altunoğlu, Laika Karabulut, Melek Özer, Evren Öztürkoğlu


 Copyright © 2005 by NOBEL ILAC Sanayii ve Ticaret A.S.

:: Contact   

 Designed by Formulasoft