Home
Contents
Abstracts
Advanced Search
Informations for Authors
About the Journal
Check the status of
a submission
Contact Us - Feedback


  Quick Search for Articles:
 
 
 

Turkish
English



 
 May-August 2006      Volume: 2     No: 2     Abstracts
Full Text

PDF
» AİLE PLANLAMASI VE ACİL KONTRASEPSİYON
Aile planlaması, ailelerin istedikleri zaman, bakabilecekleri sayıda çocuk sahibi olmalarıdır. Aile planlaması yöntemlerinin uygulanması, kadınların sağlıklarını daha iyi bir şekilde korumaları hususunda onlara yardımcı olmaktadır. Bu çalışmada acil kontrasepsiyon kavramı ve acil kontraseptif yöntemler ile ilgili genel bilgiler verilmektedir. Korunmasız bir cinsel ilişki sonrasında olabilecek planlanmamış ve istenmeyen gebelikler, tüm dünya kadınları için önemli sağlık sorunlarından biridir. Acil kontraseptif yöntemlerin yardımıyla istenmeyen ve planlanmayan gebelikler önlenebilmektedir. Acil kontraseptif haplar korunmasız cinsel ilişkiyi takip eden ilk 72 saat (3 gün) içinde alındıkları zaman istenmeyen gebeliğin önlenmesi açısından etkili ve güvenlidirler. Ayrıca, korunmasız cinsel ilişkiden sonraki ilk 120 saat (5 gün) içinde uterusa yerleştirilecek olan rahim içi araçlar da istenmeyen gebeliği sonlandırabilmektedir. Acil kontraseptif yöntemler korunmasız bir cinsel ilişki sonrasında, bir ırza geçme olayı sonrasında veya kullanılan kontraseptif yöntemin başarısızlığı söz konusu olursa tercih edilebilirler. Fakat acil kontrasepsiyon bir aile planlaması yöntemi değildir.
Yrd.Doç.Dr. Sencer Ozan TOKER
Full Text

PDF
» KISA SEGMENT POSTERİOR FÜZYON YAPILAN TORAKOLOMBER PATLAMA KIRIKLARI SONUÇLARI
Giriş: Torakolomber patlama kırıklarının tedavisinde günümüzde birçok tedavi seçeneği bulunmaktadır. Tedavi şeklinin seçiminde halen değişik kıstaslar kullanılmaktadır. Hastalar ve Yöntem: Anabilim dalımızda Ocak 1998-Aralık 2001 tarihleri arasında torakolomber burst kırığı nedeniyle McCormack puanına göre posterior füzyon yapılan -nörolojik kusuru olmayan- 30 olgudan, kısa segment füzyon yapılan 16 olgu çalışıldı. Bulgular: On altı hastanın 7’si erkek ve 9’u kadındı. 3 olguda T 12, 6 olguda L1, 2 olguda L2, 2 olguda L3, 2 olguda L4 ve 1 olguda ise L5 vertebralarında kırık vardı. Dokuz kırık Denis tip A, 6 kırık Denis tip B ve bir kırık ise Denis tip C kırık idi. Operasyon öncesi ortalama Mc Cormack puanı 5,2 idi. Operasyon öncesi regional kifoz açısı, sagital indeks (SI) ve ön duvar yüksekliğinin arka duvar yüksekliğine oranı ortalaması sırasıyla 8,980, 13,350 ve 0,69 iken operasyon sonrası 2,380, 6,850 ve 0,82 idi. Son kontrolde ise bu değerler sırasıyla 3,940, 8,310 ve 0,80 olarak bulunmuştur. Sonuç: Tedavi seçiminde yük-paylaşım parametreleri kullanılarak saptanan Mc Cormack puan değeri 6 ve daha aşağı olan hastalar için kısa segment posterior enstrümantasyon ve füzyon, tedavide güvenli ve etkili bir alternatiftir.
Mehmet TÜKENMEZ, Gündüz TEZEREN, Tacettin ÇEKİN, Sıtkı PERÇİN
Full Text

PDF
» AYNI PROTON POMPASI INHIBITÖRÜNÜ IÇEREN IKI FORMÜLASYONUN GÖRECELI BIYOYARARLANIMI VE YÜKSEK BIREYLERARASI DEĞIŞKENLIK GÖSTERDIĞI BILINEN ILAÇLARLA ULAŞILAN TEPE NOKTA DEĞERLERI.
Farmakokinetik parametrelerin bireylerarası yüksek değişkenlik göstermesi genellikle ilaçların özellikleri ile ilgilidir ve biyoyararlanımlarının değerlendirilmesinde büyük sorunlara yol açabilir. Bu yüzden bu tür etkileri en aza indirecek uygun önlemler alınmalıdır. Sınıfındaki diğer bileşikler gibi bir proton pompası inhibitörü olan omeprazol de farmakokinetik parametreler açısından bireylerarası yüksek değişkenlik gösterir. Bu nedenle, bu yayın değişkenliği en aza indirmek için gerekli olan çalışma öncesi koşulları ve çalışma sırasındaki standartları tanımlamaktadır. Bu standartlar, genotipleme çalışması ile yavaş metabolize eden bireylerin çalışma dışında bırakılması, çoklu dozlama ile proton pompasının doygunluğa ulaştırılması ve deneklerin yakından denetimi ve gözetimini içerir. Otuz iki deneğin katıldığı bu klinik biyoyararlanım çalışmasında, 20 mg omeprazol içeren iki ayrı formülasyonun biyoeşdeğerliği, açlık koşullarında randomize çapraz tasarım ile araştırılmıştır. Ayrıca gıdanın biyoyararlanım üzerindeki etkisini değerlendirmek amacıyla her iki ilaç standart yüksek yağ içeren FDA (Food and Drug Administration) kahvaltısı ile verilmiştir. Omeprazol içeren iki ürünün açlık koşullarında biyoeşdeğer olduğu gösterilmiştir. AUC0-inf için %90 güven aralığı %84,9 ile %114,1 olup, nokta değeri (test/referans) %98,4 hesaplanmıştır. Cmax oranı için, %90 güven aralığı %80 ile %107 arasında olup, nokta değeri %92,5’dir. %80 - %125 kabul sınırları içinde bulunan ve nisbeten dar güven aralıklarında ulaşılan sonuçlar, bu çalışmada, değişkenliği en aza indirmek için uygulanan katı standardizasyonun gerekliliğini desteklemektedir. Gıda alımının etkisi, miktar olarak her iki formülasyonda aynıyken; biyoyararlanımın hızını ve oranını azaltmıştır.
Eva Peterfai, M.D.1, David J. Edwards, Pharm.D.2, Klaus Stoeckel, Ph.D.3, and Rolf F. Tiggemann, Ph.D.4
Full Text

PDF
» ERİŞKİN STİLL HASTALIĞI OLGULARIMIZ
Giriş: Still Hastalığı yüksek ateş, geçici somon rengi döküntüler ve artrit ile karekterize nedeni tam olarak anlaşılamamış inflamatuvar bir hastalıktır. Materyal ve Metot: Kliniğimizde son beş yıl içinde Still Hastalığı tanısı konan 12 hasta geri dönüşümlü olarak incelendi. Bulgular: Hastaların tanısı konulduğunda ortalama yaşları 20,9 ± 4,75 yıldı. Ateş, artrit ve artralji tüm hastalarımızda, deri döküntüsü, splenomegali ve lenfadenopati % 58,3, hepatomegali % 41,6 oranlarında saptandı. Olguların tümünde sedimentasyon hızı ve plazma ferritin seviyesi yüksek olup, lökositoz, kronik hastalık anemisi, antinükleer antikor (ANA) ve romatoid faktör (RF) negatifliği mevcuttu. Olguların % 33,3’ünde karaciğer enzim yüksekliği, % 75’inde trombositoz, % 58,3’ünde yüksek serum fibrinojen düzeyleri ve % 83,3’ünde yüksek CRP düzeyleri tespit edildi. Olgularımızın 11 tanesi halen tarafımızca takip edilmekte olup, bir olgu karaciğer yetersizliği nedeniyle kaybedildi. Olgularımızın 9 tanesi halen remisyonda, 2 tanesinde ise zaman zaman artrit, artralji ve ateş atakları gelişmektedir. En sık rastladığımız komplikasyon normokrom normositer anemi ve enfeksiyon olup, bir olguya eritropoetin verilmek zorunda kalınmıştır. Tartışma ve Sonuç: Still Hastalığı halen tanı aşamasındaki güçlükler nedeniyle olguların tanılarının konulamadığı bir hastalıktır. Hastalıkla ilgili tek zorluk tanı aşamasında da değildir. Standart bir takip ya da tedavi protokolü bulunmayan Still Hastalığı için olgu serilerine ihtiyaç vardır. Bizim olgularımız sayısal olarak sınırlı olmasına rağmen bu tip standardizasyonların sağlanmasına katkısı olacağını düşünmekteyiz.
Dr. Mahmut Demirci, Yrd.DoçDr. Emrullah SOLMAZGÜL, Dr. Burak ŞAHAN, Dr. Mustafa KAPLAN, Doç Dr. Selim NALBANT
Full Text

PDF
» AKUT LENFOBLASTİK LÖSEMİLİ BİR HASTADA KEMOTERAPİYE BAĞLI NÖTROPENİ DÖNEMİNDE GELİŞEN TİROİD ABSESİ
Febril nötropeni hematolojik malignitelerin tedavisi sırasında sık karşılaşılan bir komplikasyondur. Febril nötropenide en sık karşılaşılan infeksiyonlar solunum sistemi, deri, gastrointestinal sistem ve genitoüriner sistem infeksiyonlarıdır. Tiroid bezinin infeksiyonu ise nötropenik olgularda dahi nadir görülmektedir. Bu yazıda, akut lenfoblastik lösemi tanısıyla yoğun kemoterapi verilen bir hastada nötropenik dönemde gelişmiş olan bir süpüratif tiroidit olgusu sunulmaktadır. Literatür kemoterapiyi takip eden dönemde gelişen tiroid infeksiyonları açısından gözden geçirilmiştir. Kemoterapi sonrasında gelişen nötropeninin, oral mukoza hasarının ve takiben tiroid bölgesinde gelişen selülitin tiroid bezi infeksiyonu gelişiminde rolü olabileceği öne sürülmüştür. Tiroid infeksiyonu, yoğun kemoterapi tedavisinin nadir ancak potansiyel bir komplikasyonu olarak göz önünde bulundurulmalıdır.
Gülistan Bahat,MD, Nilgün Erten,Assoc.Prof., Bülent Saka,MD, Didem Akal,MD, Ali Çakır,MD, Mehmet Akif Karan,Prof., Cemil Taşçıoğlu,Prof., Abdülkadir Kaysı,Prof.
Full Text

PDF
» KONJENİTAL TRANSVERS DURAKLAMA: BİR OLGU SUNUMU
Konjenital transvers duraklama, konjenital transvers eksiklik, terminal transvers eksikliği gibi isimlerle de anılır. Ekstremitelerde belirli bir düzeyin distalinde herhangi bir yapının oluşmaması veya kısmi oluşması anlamında kullanılır. Amputasyon sonucu güdük benzeri oluşum meydana gelir. Konstriktif band sendromlu çocuklarda görülen intrauterin otoamputasyonlardan farklı bir patolojiyi belirtir. Konstriktif band sendromunda oluşmama değil oluşma sonrası amputasyon vardır. Çoğu transvers duraklama (98%) tek taraflıdır. Çoğunlukla lezyon önkol alt 1/3 veya midkarpal düzeydedir. Etyopatogenez henüz aydınlatılamamış, genetik etyolojisi belirlenememiştir. Malformasyon sendromları ile birliktelik birkaç olgu dışında bildirilmemiştir. Bu yazıda nadir saptanan bir malformasyon olması nedeniyle unilateral transvers duraklaması olan 9 günlük kız olgu sunulmuştur.
Yrd.Doç.Dr Selami SÜLEYMANOĞLU, Uzm.Dr Halit ÖZKAYA, Doç.Dr Ferhan KARADEMİR, Yrd.Doç.Dr Seçil AYDINÖZ, Dr. Atilla ERSEN, Prof.Dr. İsmail GÖÇMEN


 Copyright © 2005 by NOBEL ILAC Sanayii ve Ticaret A.S.

:: Contact   

 Designed by Formulasoft