Home
Contents
Abstracts
Advanced Search
Informations for Authors
About the Journal
Check the status of
a submission
Contact Us - Feedback


  Quick Search for Articles:
 
 
 

Turkish
English



 
 September-December 2005      Volume: 1     No: 3     Abstracts
Full Text

PDF
» KRONİK HEPATİT C HASTALARINDA PEG-İNTERFERON+RİBAVİRİN KOMBİNASYON TEDAVİSİNİN GLUKOZ METABOLİZMASINA ETKİLERİ
Amaç: Hepatit C virusu (HCV) nedeniyle kronik hepatiti olan hastalarda diabetes mellitus (DM) sıklığı artmaktadır. Bu çalışmada kronik HCV hepatitinde interferon tedavisinin glukoz metabolizmasına etkilerini tesbit etmek amaçlandı. Gereç ve Yöntem: Serolojik ve histolojik olarak kronik HCV hepatit olduğu ispatlanmış 45 hastada (20 erkek, 25 kadın) oral glukoz tolerans testi (OGTT) sonuçları araştırıldı. Bulgular: İnterferon tedavisi öncesi tüm hastalara 75 gram glukoz ile OGTT yapıldı. Tüm hastaların vücut kitle indeksleri (VKİ) ölçüldü. OGTT?de bozulmuş glukoz toleransı olan hastalar çalışmaya alınmadı. Tüm hastalara bir yıl süre ile Peg-interferon-? + ribavirin kombinasyon tedavisi verildi. Tedavi sonrası tüm hastalara OGTT tekrarlandı. Kronik HCV hepatitli hastaların %35?inde (16/45) glukoz intoleransı tesbit edildi. Bu 16 hastadan 7?sinde DM, 9?unda bozulmuş glukoz toleransı saptandı (p< 0,01). Sonuç: İnterferon tedavisi planlanan hastaların tedavi öncesi ve tedavi sırasında açlık kan şekeri ve OGTT değerlerinin yakından takibi gerektiği kanaatine varıldı.
Ahmet ULUDAĞ, Müjdat CANÖZ, Aylin İZAT, Cüneyt MÜDERRİSOĞLU, Habip GEDİK, Nurettin TUNÇ
Full Text

PDF
» NOZOKOMİYAL METİSİLİN DİRENÇLİ STAPHYLOCOCCUS AUREUS (MRSA) İNFEKSİYONLARININ EPİDEMİYOLOJİSİ
Amaç: MRSA, tüm dünyada birçok hastane ve sağlık kuruluşunda hastane infeksiyonu bakımından önemli bir problemdir. Son yıllarda, artan sayıda hastane infeksiyonu salgınları bildirilmektedir. Bu çalışmanın amacı; hastanede kalış süresi içinde MRSA infeksiyonu gelişen olguların değerlendirilmesi ve bu infeksiyonun önemini vurgulamaktır. Materyal ve metod: Çalışma Pamukkale Üniversitesi Tıp Fakültesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi?nde, ?Centers for Disease Control and Prevention (CDC)? kriterleri kapsamında saptanan hastane infeksiyonları esas alınarak gerçekleştirilmiştir. MRSA üremesi olan olgular cinsiyete, olgunun yattığı kliniğe, önceden aldığı antibiyotik tedavisine, tanıya, kateter varlığı ve tipine göre gruplandırılmıştır. Bulgular: Hastanemizde en sık rastlanan MRSA?ya bağlı nozokomiyal infeksiyon pnömoni olup, bunu yara yeri infeksiyonu, bakteriyemi, umblikal infeksiyon, idrar yolları infeksiyonu takip etmiştir. MRSA?ya bağlı infeksiyon saptanan olguların 127 (%47,4)?sinde periferik, 92 (%34,3)?sinde santral venöz kateter uygulanmıştı. Bakteriyemi gelişenlerin 46 (%97,9)?sında, nozokomiyal pnömoni gelişenlerin 92 (%91,1)?sinde, santral ya da periferik kateter uygulanmış olduğu görülmüştür. Hastanemizde MRSA?ya bağlı infeksiyon en sık %11,4 oranla Anestezi Yoğun Bakım Ünitesi (YBÜ)?nde gelişmiştir. Bunu Beyin Cerrahisi YBÜ?nin (%4,8) takip ettiği görülmüştür. Sonuç: Bu çalışmada, MRSA?nın yoğun bakım ünitelerinde önemli bir infeksiyon problemi oluşturduğu görülmüştür. MRSA yayılımını önlemek için infeksiyon kontrol uygulamalarının gözden geçirilmesi ve antimikrobiyallerin zamanında ve yerinde kullanılması gereklidir.
Hüseyin TURGUT, Suzan SAÇAR, Hülya SUNGURTEKİN, Semra TOPRAK, Ali ASAN, Fatma TEFÇİ5, Koray TEKİN
Full Text

PDF
» KARPAL TÜNEL SENDROMLU HASTALARDA FONOFOREZ VE LOKAL KORTİKOSTEROİD ENJEKSİYONUNUN BOSTON SEMPTOM CİDDİYET ÖLÇEĞİ, KAVRAMA GÜCÜ VE ELEKTROFİZYOLOJİK BULGULAR ÜZERİNE ETKİSİ
Amaç: Karpal tünel sendromu (KTS), median sinirin en sık görülen kompresyon nöropatisidir. Bu çalışmanın amacı KTS?li hastalara tedavide uygulanan lokal kortikosteroid enjeksiyonu ve steroid fonoforezinin klinik ve elektrofizyolojik etkilerini değerlendirmektir. Materyal ve metod: Araştırmaya 36 hasta alındı ve randomize olarak 2 gruba ayrıldı. A grubuna 3 hafta süreyle 10 dakika, haftada 3 kez steroid fonoforezi, B grubuna lokal betametazon enjeksiyonu uygulandı. Hastalara el, el bileğini nötral pozisyonda tutan istirahat splinti verildi. Hastaların semptomları Boston Semptom Ciddiyet Ölçeği (BSCÖ); kavrama güçleri Jamar el dinamometresi; lateral, palmar ve parmak ucu kavrama güçleri pinçmetre ile tedavi öncesi ve 3. ayda değerlendirildi. Bulgular: BSCÖ?nün her iki grupta 3. ay sonunda düzeldiği saptandı (p<0,001). A grubunda lateral ve palmar kavrama güçlerinde (sırasıyla p<0,01 ve p<0,05), B grubunda ise palmar kavrama güçlerinde tedavi öncesine göre 3. ayda belirgin iyileşme tesbit edildi (p<0,05). B grubunda tedavi sonrası 3. ayda median sinirin duysal iletim hızında ve distal motor latansda düzelme olduğu bulundu (p<0,05). Sonuç: Bu sonuçlar steroid fonoforezi ya da steroid enjeksiyonunun her iki grupta da hastaların semptomlarını düzelttiğini, ayrıca enjeksiyon tedavisinin elektrofizyolojik bulgular üzerine olumlu etkileri olduğunu göstermiştir. Her iki yönteminde KTS?de etkili tedavi seçenekleri olduğu kanaatine varılmıştır.
REYHAN TUNCAY1, ECE ÜNLÜ1, EDA GÜRÇAY1, AYTÜL ÇAKCI
Full Text

PDF
» PRİMER MEME ANJİOSARKOMU
Malign vasküler tümörlere nadir olarak rastlanmakta ve bu grupta en yaygın olan anjiyosarkom, tüm sarkomalar içinde %2?den daha az bir oranda görülmektedir. Anjiosarkom, en sık memede görülen nadir bir mezenkimal tümördür. Daha sonra sıklıkla kalp, perikard, karaciğer, deri, kemik, akciğer (genellikle metastatiktir) ve yumuşak dokularda izlenir. Primer meme sarkomlarının %8'ini, primer meme tümörlerinin ise %0,04'ünü oluşturur. Meme anjiyosarkomu, 219 kadar olguda bildirilmiştir. Tanı ince iğne aspirasyon biyopsisi, bilgisayarlı tomografi ve nükleer manyetik rezonans tetkikleriyle konulur. Tedavide mastektomi uygulanır. Kemoterapi ve radyoterapinin faydası tartışmalıdır. Erken tanı ve tedaviye rağmen sağkalım iyi değildir. Burada primer meme anjiosarkomu olan ve mastektomi uygulanan 48 yaşında kadın hasta sunulmaktadır.
Zafer Şenol, Murat Kalemoglu, Sezai Demirbaş, F.Fulya Okudur, Tuncay Çelenk
Full Text

PDF
» TESTİS SEMİNOMU BOYUN METASTAZI
Kırkbeş yaşında boynun sol tarafında kitle şikayeti olan erkek hastaya sekiz ay önce testis seminomu nedeniyle sağ orşidektomi operasyonu yapılmıştır. Sol boyundaki kitle 4 ay önce ortaya çıkmış ve giderek büyümüştür. Yapılan kulak, burun, boğaz muayenesi ve endoskopik nazofarenks ve larenks muayenesi normaldir. Çekilen toraks ve batına yönelik bilgisayarlı tomografi (BT)?lerinde mediasten ve abdominal aort ve vena kava inferior çevresinde lenfadenopati (LAP)?lar saptandı . Kitleden ince iğne aspirasyon biyopsisi (İİAB) yapıldı ve sonucunda testis seminomu metastazı tanısı konuldu. Hastanın onkolojik değerlendirilmesi sonucu hastaya kemoterapi tedavisi planlandı. Tedavi sürerken, iki ay içerisinde yapılan kontrollerinde boyundaki kitlede küçülme gözlendi. Boyunda kitle olan erkek hastalarda ayırıcı tanıda testis tümörü metastazları da düşünülmelidir.
Dr.Murat Enöz, Prof.Dr. Sami Katırcıoğlu, Doç.Dr. Yusufhan Süoğlu
Full Text

PDF
» YİRMİ YILDIR KONVERSİYON BOZUKLUĞU TANISIYLA TAKİP EDİLEN HİPOKALEMİK PERİYODİK PARALİZİ
Hipokalemik periyodik paralizi (HPP), otozomal dominant geçişli olmasına rağmen sporadik olarak da görülen, hipokalemiye bağlı kas güçsüzlüğü atakları ile seyreden nadir bir hastalıktır. Otuzyedi yaşında kadın hasta, 10-15 günde bir tekrar eden ve 8-24 saat süren ataklarla seyreden her iki kol ve bacakta kuvvetsizlik, halsizlik ve bitkinlik şikayetleriyle kliniğimize başvurdu. Hastanın klinik bulguları ilk on yılda ortaya çıkmış ve bugüne kadar konversiyon bozukluğu tanısıyla izlenmiş. Atak döneminde her dört ekstremitede flask paralizi, derin tendon reflekslerinde azalma vardı. Ataklar arası dönemde serum potasyum düzeyi 3,9 mEq/l iken atak döneminde 3,0 mEq/l idi. Bu klinik ve laboratuvar bulguları ile hipokalemik periyodik paralizi tanısı konuldu. Ataklarla seyreden bir hastalık olan, hipokalemik periodik paralizi gibi önemli bir hastalık, doktora geldiği dönemde nörolojik olarak tamamen sağlıklı görünmesi nedeniyle konversiyon bozukluğu ile karıştırılıp atlanabilir. Bu nedenle HPP, benzer paroksismal hastalıklarda ayırıcı tanı açısından akılda tutulmalıdır.
Mehmet Yaman, Buket Yücel Altan, Ayhan Bölük, Olcay Eser
Full Text

PDF
» KRONİK C HEPATİTİ TEDAVİSİNİN YAN ETKİLERİ VE TEDAVİLERİ
Hepatit C virusu dünyada en sık kronik hepatit, karaciğer sirozu ve hepatoselüler karsinoma nedenlerinden biridir. Gelişmiş batı ülkelerinde alkol ile birlikte ilk sırayı paylaşırken, ülkemizde hepatit B virusunun ardından viral hepatitlerin ve karaciğer sirozunun nedeni olarak karşımıza çıkmaktadır (1). Tüm viral hepatitler gibi virusun replikasyonu mevcut karaciğer patolojisinde ilerlemeye, karaciğer sirozu ve komplikasyonlarının oluşmasına sebep olmaktadır. Bundan dolayı viral replikasyonun baskılanması ve patolojik sürecin durdurulması veya yavaşlatılması, komplikasyon gelişiminin azaltılması viral hepatitlerde hedeflenen amaçlardır.
Doç. Dr. Kadir Demir
Full Text

PDF
» KARPAL TÜNEL SENDROMUNDA GÜNCEL TEDAVİ
?Nobel Medicus?un bu sayısında karpal tünel sendromunda steroid fonoforezi ve lokal steroid enjeksiyonunun etkinliği ile ilgili bir çalışma yer almaktadır. Her iki yöntemin de etkin bulunduğunun gösterildiği karpal tünel sendromunda diğer tedavi seçeneklerini kısaca gözden geçirelim.
Doç. Dr. Ayşe Karan
Full Text

PDF
» BİR İYON KANALI HASTALIĞI: PERİYODİK PARALİZİ
Bu sayımızda Dr. Mehmet Yaman ve ark. tarafından sunulan ?Yirmi Yıldır Konversiyon Bozukluğu Tanısıyla Takip Edilen Hipokalemik Periyodik Paralizi? isimli yazıda periyodik paralizi hastalığı ele alınmıştır. Epizodik bir hastalık olan periyodik paralizi çok uzun zamandır bilinmesine rağmen kas membranındaki sodyum kanallarının disfonksiyonu sonucu geliştiği son on yıl içinde anlaşılmıştır. Yeni deyimle bir iyon kanalı hastalığıdır. Hastanın serumundaki potasyum düzeyi değişiklikleri hastalığın sebebi değil, sodyum kanallarındaki bozukluğun bir sonucudur. Nöromüsküler hastalıklar ilk tanımlanan iyon kanalı hastalıklarındandır (1,2). Geçtiğimiz son on yılda giderek daha fazla sayıda hastalığın dâhil edildiği kanal hastalıkları (kanalopati) hastalık sınıflandırmalarını da değiştirecek gibi görünmektedir. Çizgili kas, nöromüsküler bileşke, kalp, böbrek, epitelyum dokusu ve beyin hastalıklarının bazılarının iyon kanallarındaki aksama sonucu oluşu değişik sistemlere ait bu hastalıkları ortak bir etyolojiye yönlendirmektedir.
Doç. Dr. Mehmet Ali Akalın


 Copyright © 2005 by NOBEL ILAC Sanayii ve Ticaret A.S.

:: Contact   

 Designed by Formulasoft