Home
Contents
Abstracts
Advanced Search
Informations for Authors
About the Journal
Check the status of
a submission
Contact Us - Feedback


  Quick Search for Articles:
 
 
 

Turkish
English



 
 September-December 2008      Volume: 4     No: 3     Abstracts
Full Text

PDF
» OTOİMMÜN İÇ KULAK HASTALIĞI
Otoimmün iç kulak hastalığı (OİKH) progresif sensörinöral işitme azlığı ile karakterize bir hastalıktır. Hastalık primer formda olabileceği gibi, sistemik otoimmün hastalıklara eşlik edebilir. Hastalığın tanısı anamnez ve steroid tedavisine yanıt alınması ile konulur. Tedavide ilk planda steroidler, steroidlere yanıt alınamayan durumlarda immünsupresif ajanlar kullanılır. OİKH özellikle progresif seyirli sensörinöral işitme kayıplarının tanı ve ayırıcı tanısında akılda tutulması gerekli bir hastalık grubudur. Makalemizde OİKH ve ayırıcı özellikleri literatür eşliğinde sunulmuştur.
Op. Dr Caner ŞAHİN
Full Text

PDF
» HALK SAĞLIĞI AÇISINDAN GIDA ANALİZLERİNİN ÖNEMİ
Gıdaların neden olduğu sağlık sorunları arasında en sık gıda intoksikasyonları akut sorunlar olarak karşımıza çıkmaktadır. Son yıllarda gıdalar yoluyla insan vücuduna giren ve kronik sağlık sorunları açısından tehdit oluşturan maddelerin, gıdalara bilerek katılan kimyasalların (gıda katkı maddeleri) ve üretim sırasında istenmeden bulaşan kimyasalların (kontaminanlar, tarımsal kalıntılar) gıda güvenliğini olumsuz yönde etkilediği görülmektedir. Bu yazıda, halk sağlığı açısından önemli olan gıdaların mikrobiyolojik ve kimyasal analizi incelenmektedir.
Fadime Gül, Doç. Dr. Ayşe Emel Önal
Full Text

PDF
» SIÇAN KOLON EPİTELİ PROLİFERASYONUNA ORLİSTAT VE YEŞİL ÇAYIN ETKİSİ, BETA-KATENİN İLE OLAN İLİŞKİSİ
Materyal ve Metod: Çalışmamızda 40 adet dişi Wistar albino sıçan eşit şekilde kontrol, Orlistat, Yeşil çay ekstresi, Yeşil çay ekstresi+orlistat gruplarına ayrıldı. Deney gruplarına Orlistat (10 mg/kg/gün), yeşil çay ekstresi (40mg/kg/gün) gavaj yoluyla 1 ay süreyle uygulandı. Bu sürenin sonunda hayvanlardan alınan kalın bağırsak dokuları rutin laboratuvar yöntemleri uygulanarak parafine gömüldü. Elde edilen parafin kesitlere ß-katenin ve Ki-67 uygulanarak, sonuçlar değerlendirildi. Bulgular: Orlistat ve Yeşil çay ekstresi+orlistat uygulanan grupta kontrol ve yeşil çay ekstresi grubuna göre proliferasyon ve ß-katenin H-skoru sonuçlarında artış olduğu gözlendi (p<0.001). Yeşil çay ekstresinin uygulandığı grupta ise kontrole göre değişiklik gözlenmedi. Sonuç: Çalışmamızda, orlistatın proliferasyonu uyardığı, yeşil çayın ise proliferasyon üzerine etkisi olmadığı sonucuna varıldı.
Elif İlkay Taşkın, Kadriye Akgün Dar, Ayşegül Kapucu, Korhan Altunbaş, İbrahim Fırat, Hüsniye Doğruman
Full Text

PDF
» MULTİPL SKLEROZ REHABİLİTASYONUNDA GRUP EGZERSİZ EĞİTİMİ YAKLAŞIMI
Amaç: Multipl Skleroz’lu hastalarda grup çalışması olarak verilen egzersizlerin özürlülük ve yaşam kalitesi üzerine etkisini incelemek. Materyal ve metod: Çalışmaya Expanded Disability Status Scale (EDSS) skoru ortalama 5.1±1.4 olan 49 hasta (ort. 41.9?7.8 yaş) alındı. Hastaların 28’i çalışma grubu, 21’i ise kontrol grubu olarak ikiye ayrıldı. Çalışma grubundaki hastalardan cinsiyetlerine göre ve özürlülük dereceleri benzer olacak şekilde 4’er kişilik gruplar oluşturuldu. Egzersizler 6 hafta süresince haftada bir gün/1 saat olarak fizyoterapist denetiminde yapıldı. Çalışma grubunda 22 hasta egzersiz programını tamamladı. Çalışmanın öncesi ve sonrasında Barthel İndeksi (BI), Yorgunluk Şiddet Skalası (YŞS), Borg Skalası, kas gücü testi, 10m ve 20m yürüme süreleri kaydedilerek MS-54 Yaşam Kalitesi anketi uygulandı. Bulgular: İstatistiksel analiz sonucunda BI (+3.6%, p<0.01), Borg (-7.8%, p<0.02) skoru, 10m-20m yürüme hızlarında (sırasıyla -10.4% and –13.8%, p<0.02) anlamlı gelişmeler saptandı. Ayrıca kas gücünde (+4.3%) ve yaşam kalitesi fiziksel bölüm skorunda da (+9.8%) anlamlı (p<0.05) artışlar elde edildi. Çalışma gruplarının tümünde birbirine eşit olmasa da anlamlı gelişmeler görüldü. Sonuç: Grup egzersiz eğitimi farklı özürlülük derecelerindeki MS’li hastalarda motor bozuklukları azaltarak, mobiliteyi ve yaşam kalitesini arttırabilmektedir.
Fatma K. Mutluay PhD. PT, Anıl Tekeoğlu MSc. PT, Sebahattin Saip Prof. MD, Ayşe Altıntaş Prof. MD, Aksel Siva Prof. MD
Full Text

PDF
» TIP FAKÜLTESİ 4. VE 6. YIL ÖĞRENCİLERİNİN ERİŞKİN TİP TETANOS VE DİFTERİ AŞISI BİLGİ DÜZEYLERİ
Amaç: Tetanos ve difteri hastalıkları rutin aşı uygulamasında önerilen dozlarda aşı yapılması ile %95-99 arasında korunmanın mümkün olduğu hastalıklardır. Yüksek düzeyde koruyuculuğu olan bu aşıyı tıp fakültesi öğrencilerinin iyi bilmesi gerekmektedir. Bu nedenle bu çalışmada amaç 4. ve 6. yıl tıp öğrencilerinin tetanos-difteri (Td) aşısı konusunda bilgi düzeylerini saptamaktır. Materyal ve Metod: Çalışma 2006-2007 öğretim yılı içinde İstanbul Tıp Fakültesi 4. ve 6. yıl öğrencilerine gözlem altında yanıtlama yöntemi ile anket uygulanarak gerçekleştirilmiş kesitsel, tanımlayıcı bir çalışmadır. 350 kişilik sınıflardan 4. sınıflarda öğrencilerin %69,4’üne, 6. sınıflarda %73,7’sine ulaşılarak 501 öğrenci ile çalışma gerçekleştirildi. Soruların doğru yanıtlarına 1 puan verilerek öğrencilerin bilgi puanları hesaplandı. Bulgular: Toplam 501 öğrencinin %48,5’i (n:243) 4. sınıf, %51,5’i (n:258) 6. sınıf idi. 41 puan üzerinden, 4. sınıfların aldıkları puan ortalaması 26,45±5,81, 6. sınıfların ise 28,77±6,53 idi. Sonuç: Td aşısı bilgi düzeyi 4. ve 6. sınıflarda orta düzeyde idi. Bu nedenle tıp fakültesi öğrencilerinin Td aşısı bilgi düzeylerini yükseltecek eğitime daha fazla önem verilmesi gerekmektedir.
Doç. Dr. A. Emel Önal, Sevda Özel, Suna Erbil, Özkan Ayvaz
Full Text

PDF
» İÇ HASTALIKLARI PRATİĞİNDE ARTMIŞ CA125’İN ANLAMI
Amaç: CA125 iç hastalıkları pratiğinde sıklıkla istenen ve yüksek çıktığı bazı durumlarda klinisyenin kafasının karışmasına sebep olan bir tümör belirteçidir. Bu çalışmada iç hastalıkları kliniğine başvuran bir hasta popülasyonunda artmış CA125 seviyesinin prevalansını ve bu artışa sebep olan nedenleri ortaya koymak amaçlanmıştır. Hastalar ve Metodlar: İstanbul Üniversitesi İç Hastalıkları Bölümü’nde Mart 2003 ve Ekim 2003 tarihleri arasında istenen toplam 420 CA125 tetkiki prospektif olarak incelendi. CA 125 seviyesine ek olarak klinik tanı, serosal sıvı varlığı, yaş ve cinsiyet değerlendirildi. Sonuçlar: Çalışmamızda 103 (%24.5) hastada CA125>35 kU/L saptandı. Hastaların 60 tanesi kadın, 43 tanesi erkekti. Ortanca yaş 63 idi (aralık: 15-92). Benign sebepler malignlerden biraz daha fazlaydı. Bununla birlikte, en sık gözlenen tanı hematolojik maligniteydi (%25.2). Hematolojik maligniteler arasında Hodgkin dışı lenfoma anlamlı olarak daha sıktı (13 hasta; %50). Efüzyon 48 hastada (%46.6) saptandı. Ca125 seviyesi >1000 kU/L olan her 3 hastanın da metastatik malignitesi mevcuttu. Sonuç: Çalışmamız, iç hastalıkları pratiğinde CA125 artışına sebep olan patolojilerin oldukça sık olduğunu düşündürmektedir. CA125 yüksekliği saptanan bir hastada, çalışmamızda ortaya konan patolojiler düşünülmelidir. Çok yüksek CA125 seviyeleri daha sıklıkla malignite ile birliktelik göstermektedir.
Gulistan Bahat MD, Fulya Cosan MD, Bulent Saka MD, Sami Uzun MD, Savas Ozturk MD, Nilgun Erten Prof. MD, Mehmet Akif Karan Prof. MD, Cemil Tascioglu Prof. MD
Full Text

PDF
» TİPLENDİRİLEMEYEN HAEMOPHİLUS İNFLUENZAE’YA BAĞLI NEONATAL SEPSİS
Çocuklarda Haemophilus influenzae’nın neden olduğu enfeksiyonların son yıllarda aşılama nedeni ile azalmış olmasına rağmen, özellikle Tiplendirilemeyen Haemophilus influenzae (NTHI) ciddi sistemik ve lokal enfeksiyonların nedeni olarak önemini korumaktadır. NTHI genital sistem mikroflorasında doğal olarak bulunmamasına rağmen belirti meydana getirmeden florada bulunup; prematürite, erken membran rüptürü, korioamnionit durumlarında patojen duruma gelebilir ve erken neonatal sepsis ve genital enfeksiyonlardan sorumlu olabilirler. NTHI ile ilişkili neonatal hastalık bir iki gün içerisinde ani başlaması ve risk faktörlerinin olması ile akla gelebilir. Bu çocukların çoğu septisemi olarak karşımıza çıkar. Doğumu takiben saatler içerisinde kötüleşen, taşipnenin ve retraksiyonların eşlik ettiği term bir bebekte tiplendirilemeyen Haemophilus influenzae’ya bağlı erken sepsis olgusu bu ajana bağlı neonatal sepsise dikkat çekmek amacıyla sunuldu.
Doç. Dr. Ferhan Karademir, Yrd. Doç. Dr. Seçil Aydınöz, Yrd. Doç. Dr. Selami Süleymanoğlu, Yrd. Doç. Dr. Cihan Meral, Dr. Erman Ataş, Prof. Dr. İsmail Göçmen
Full Text

PDF
» BALON ŞİŞİRME SIRASINDA PARTİKÜL İNHALASYONU İLE OLUŞAN LATEKS ALERJİSİ
Çocukluk çağında görülen lateks alerjisi özellikle riskli bireylerde gittikçe artmaktadır. Bu alerjik durum doğal lateks ürünleri ile cilt teması sonucunda gelişebildiği gibi, eldiven veya balonların üretimi sırasında kullanılan pudraların havaya karışarak inhalasyon yoluyla alınması ile de oluşabilmektedir. Olgumuzda, 4 yaşındayken balon şişirme sonrasında 1 saat içinde vücutta yaygın eritem, gözlerde anjiyoödem şeklinde bir lateks alerjisi öyküsü vardı. Lateks alerjisinin risk grupları haricinde de ortaya çıkabileceğini ve anafilaksiye kadar uzanan klinik tablolara yol açabileceğini vurgulamak istedik.
Yrd. Doç. Dr. Seçil Aydınöz, Uz. Dr. Ali Kutlu, Doç. Dr. Sami Öztürk, Prof. Dr. Oktay Taşkapan
Full Text

PDF
» ESANSİYEL TROMBOSİTOZİS İLE İLİŞKİLİ MASİF PULMONER EMBOLİ OLGUSU
GİRİŞ: Esansiyel trombositoz (ET), trombosit sayısında persistan artışa neden olan bir hastalıktır. Trombotik ve hemorajik komplikasyonlar, ET’de mortalitenin ana nedenleridir. Biz, ET’ye bağlı olan ve trombolitik tedavi uygulanan bir masif pulmoner emboli vakasını sunuyoruz. VAKA SUNUMU: 41 yaşında kadın hasta progresif dispne ve öksürük şikayetiyle başvurdu. Kan basıncı 127/70 mmHg, nabız 104/dakika, solunum sayısı 30/dakikaydı. Kardiyak muayene taşikardi dışında normaldi. Akciğer sesleri her iki hemitoraksın bazallerinde azalmıştı. Lökosit sayısı 16.700/mm³ sola kaymayla birlikte, hemoglobin 11,4 gr/dl, hematokrit %34,8, trombosit sayısı; 3384000/mm³, pO²: 43 mmHg, pC0² 25mmHg, sO² %81, PH 7,48, D-dimer: 1.100 ug/ml. Akciğer grafisi bulguları normaldi. Pulmoner emboli tanısı klinik, laboratuvar ve bilgisayarlı tomografi bulguları (sağ ve sol pulmoner arter ve onların segmental dallarında emboli olduğu düşünülen dolum defekti) temelinde konuldu. Heparin perfüzyonu ve aspirin başlandı. Klinik kötüleşme nedeniyle tedaviye klopidogrel, diltiazem ve streptokinaz eklendi. Hasta aspirin, varfarin, klopidogrel, hidroksiüre ve allopurinol tedavisi ile taburcu edildi. SONUÇ: ET’ye bağlı bir pulmoner emboli vakası sunduk. Biz bu vakada, agresif tedavi uygulayıp uygulamayacağımıza karar vermek zorundaydık. Zira, ET’de tromboz kadar fatal hemorajik komplikasyonlarda görülür. Bu vakayı sunduk. Çünkü ET’ye bağlı masif bir pulmoner emboli vakasında trombolitik tedaviyi başarıyla uyguladık.
Fatma Alibaz Öner MD, Mehmet Emin Pişkinpaşa MD, Şebnem İzmir Güner MD, Mecdi Ergüney MD
Full Text

PDF
» GEBELİKTE YENİ TANI ALMIŞ ORAK HÜCRELİ ANEMİ
Orak hücreli anemi kronik, konjenital, hemolitik bir anemidir. Genellikle infant döneminde oraklaşma krizleriyle başlar, çocukluk veya erken erişkinlik döneminde kronik organ yetmezliğiyle sonuçlanabilir. Orak hücreli anemi, gebelikte özellikle üçüncü trimesterde artan ağrı krizleri ile karakterize olup, yüksek feto-maternal mortalite ve morbidite ile seyreder. Burada sunacağımız hasta, 21 yaşında, 39. gebelik haftasında ağrılı gebe olarak başvurdu. Hastanın yapılan fizik muayenesinde splenomegali saptandı, laboratuvar değerlerinde ise Hgb 6,5 g/dl, Htc %17,6, RDW %30,2, indirekt bilirubin 2,88 mg/dl, direkt bilirubin 4,20 mg/dl, LDH 1433 U/L olarak tespit edildi. Ayrıntılı değerlendirme sonrası ‘homozigot orak hücreli anemi’ tanısı alan hasta spontan vajinal doğumla 3550g ağırlığında sağlıklı erkek bebek doğurdu. Hasta 21 yaşında olmasına rağmen hastalığı bu döneme kadar asemptomatik seyretmişti.
Doç. Dr. Pelin ÖCAL, Dr. Veysel ŞAL, Dr. Berk BULUT, Dr. Suat KARATAŞ, Prof. Dr. İsmail ÇEPNİ
Full Text

PDF
» TÜRK CERRAHİ TARİHİNDE PARLAK BİR İSİM İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ DEKANLARINDAN ORD. PROF. DR. KEMAL ATAY (1890-1978)
Ord. Prof. Dr. Kemal Atay, 1912 yılında Istanbul’da sivil tıp okulundan mezun oldu ve cerrahiyi uzmanlık alanı seçti. 1916 yılında Berlin’e giderek Charite’de ünlü cerrah Prof. Dr. August Bier’in yanında birkaç yıl çalıştı. 1920 yılında İstanbul Tıp Fakültesi’nde doçent, 1924 yılında profesör, 1926 yılında ordinaryüs profesör oldu. Atay, 1939-1943 yılları arasında İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı olarak görev yapmıştır. Atay, cerrahi konusunda değerli ders kitapları yazmış, binlerce cerrahın hocası olmuştur. Bu makalede biyografisi, yaşamına ait önemli kilometre taşları belirtilerek tanıtılmaktadır.
Doç. Dr. Arın Namal, Uzm. Dr. Şükrü Aras, Gül Kızılca Yürür


 Copyright © 2005 by NOBEL ILAC Sanayii ve Ticaret A.S.

:: Contact   

 Designed by Formulasoft