|
|
 |
|
May-August 2008
Volume:
4
No:
2
Abstracts |
|
|
Full Text
PDF |
» |
YAŞLILIKTA FİZYOLOJİK DEĞİŞİKLİKLER
Bedensel fonksiyonlarda yıllar geçtikçe önemli değişiklikler olur. Bu değişim bazı organlarda çok belirgin olarak gelişirken, böbrek gibi bazı organlarda fark edilmesi oldukça zaman almaktadır. Birincil koruyucu hekimlik yönüyle bu değişimin özellikle kemik ve kardiyovasküler sistem üzerindeki etkileri derinlemesine incelenmiş ve standartları belirlenmiştir. Ancak, günümüz ihtiyaçları sadece yaşam beklentisiyle değil, aynı zamanda yaşam kalitesiyle de ilintili olduğundan standartlar zorlanmaktadır.
Doç. Dr. Selim NALBANT
|
|
|
Full Text
PDF |
» |
HEMATOLOJİK HASTALIKLARDA TERAPÖTİK PLAZMA DEĞİŞİMİ
Terapötik aferez tedavi amacı ile hasta tam kanından plazma ya da hücresel bileşenlerinin ayrılması işlemidir. Terapötik plazma değişimi (TPD) ise büyük hacimlerde hasta plazmasının ayrılarak yerine replasman sıvısının konmasıdır. TPD başta hematoloji ve nöroloji olmak üzere, onkoloji, romatoloji, immünoloji, nefroloji, endokrinoloji, toksikoloji ve dermatolojide ilk seçenek ya da destekleyici tedavi olarak kullanılan bir terapötik aferezdir. TPD ile monoklonal oto-alloantikorlar, immün kompleksler, kriyoglobulinler, lipoproteinler, makromoleküller, metabolik ya da fiziksel sorunlara yol açabilen proteine bağlı toksinler plazmadan uzaklaştırılır. American Society For Apheresis (ASFA) 2007’de yeni kanıt düzeyleri ile terapötik aferez ve TPD endikasyonlarında ve kategorilerinde değişikliklere gitmiştir. Bu yazıda ASFA 2007 kılavuzuna dayalı olarak hematolojik hastalıklarda TPD endikasyonları tartışılacaktır.
Doç. Dr. Gürhan Kadıköylü, Dr. Neslihan Soysal, Yrd. Doç. Dr. İrfan Yavaşoğlu, Prof. Dr. Zahit Bolaman
|
|
|
Full Text
PDF |
» |
KRONİK HEPATİT C TEDAVİSİNDE RİBAVİRİN İLE BİRLİKTE KULLANILMAKTA OLAN KLASİK İNTERFERON VEYA PEGİLE İNTERFERONUN ETKİNLİĞİ VE İLACA BAĞLI YAN ETKİLERİ AÇISINDAN KARŞILAŞTIRILMASI
Bu çalışmada; kronik hepatit C’li hastaların tedavisinde kullanılmakta olan konvansiyonel interferon alfa 2a veya 2b + ribavirin kombinasyonu ile pegile (polietilen glikol ilaveli) interferon alfa 2a veya 2b + ribavirin kombinasyonlarının etkinlikleri ve ilaca bağlı yan etkileri açısından karşılaştırılması amaçlanmıştır.
Kronik hepatit C tanısı konulan ve kronik hepatit konseyi tarafından tedavi almasına karar verilen 98 naif hastadan 56’sına klasik interferon alfa 2b veya 2a (3 MU subkutan, haftada üç gün) + ribavirin, ikinci tedavi grubundaki 42’sine ise, 52 hafta pegile interferon alfa 2b (1,5 µg/kg haftada tek doz ,subkutan) veya pegile interferon alfa- 2a (135 µg veya 180 µg haftada tek doz subkutan) + ribavirin tedavisi verilmiştir. Klasik interferon grubunun tedavi öncesi ALT değerleri 79,05 ± 53,82 IU, Knodell skorları 8,5 ± 3,20, fibrozis skorları 1,75 ± 1,16, genotip dağılımları genotip 1: %91, genotip 3a: %9 bulunmuştur. Pegile interferon grubunun tedavi öncesi ALT değerleri 106,5 ± 79,55 IU, Knodell skorları 9,51 ± 3,25, fibrozis skorları 2 ± 1,31, genotip dağılımları genotip 1: %82, genotip 3a: %10, genotip 1+4: %8 bulunmuştur. İki grup arasında tedavi öncesi yaş, cinsiyet, ALT, Knodell skoru, fibrozis skoru, genotip dağılımları açısından benzer bulunmuştur (p> 0,05). Tedavi sonu ALT normalizasyonu klasik interferon grubunda %89, pegile interferon grubunda %78 bulunmuş olup iki grup arasında anlamlı fark tespit edilmiştir (p: 0,034); kalıcı virolojik yanıt oranı klasik interferon grubunda %63, pegile interferon grubunda %73 ve tedavi sonu relaps oranı her iki grupta %17 elde edilmiş olup, iki grup arasında her iki değer açısından istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmamıştır (p> 0,05). Tedavi öncesi-sonrası Knodell skorunda ?2 azalma klasik interferon grubunda %56, pegile interferon grubunda %51, tedavi öncesi-sonrası fibrozis skorunda ?1 azalma %16 - %12 bulunmuş, ancak iki grup arasında istatistiksel olarak anlamlı fark tespit edilmemiştir ( p> 0,05). Yan etki profili açısından klasik interferon grubu pegile interferon grubu ile karşılaştırıldığında; klasik interferon grubunun %92’sinde, pegile interferon grubunun %97’sinde yan etki gelişmiştir, iki grup arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmamıştır (p> 0,05). En sık yan etki her iki grupta asteni olarak tespit edilmiştir. Klasik interferon grubunda dört hastada, pegile interferon grubunda ise beş hastada tedavinin kesilmesine gerek duyulmuştur.
Sonuç olarak; her iki gruptaki hastaların tamamına yakını HCV genotip 1 ile infekte olmasına rağmen, hem klasik interferon grubunda hem de pegile inteferon grubunda kalıcı virolojik yanıt oranları yapılmış çalışmalarda elde edilen sonuçlarla karşılaştırıldığında yüksek bulunmuştur. Pegile interferonun etkinlik ve ilaca bağlı yan etkiler açısından klasik interferona üstünlüğü olmadığı tespit edilmiştir. Hastaların tamamına yakınında yan etki görülmesine rağmen, genellikle yan etkiler tedaviyi kesecek kadar şiddetli olmamıştır.
Dr. Habip Gedik, Dr. Ahmet Uludağ, Dr. Mehmet Yahyaoğlu, Dr. Cüneyt Müderrisoğlu, Dr. Muzaffer Fincancı
|
|
|
Full Text
PDF |
» |
NON-SPESİFİK BEL AĞRISI KAFEİN TÜKETİMİ VE BESLENME ALIŞKANLIKLARI İLE İLİŞKİLİ Mİ?
Non-spesifik bel ağrısı pek çok farklı nedene bağlı olarak ortaya çıkabilen klinik bir sorundur. Farklı risk faktörleri arasında diyet alışkanlıkları da yer almaktadır. Aşırı kafein tüketiminin bel ağrısını artırdığı düşünülmekte ve bu yönde çalışmalar yapılmaktadır.
Bu çalışmada non-spesifik bel ağrılı hastalardaki kafein tüketimi ve diyet alışkanlıkları benzer yaş ve cinsdeki bel ağrısı olmayan sağlıklı kontrollerle karşılaştırılmıştır.
Çalışmaya polikliniğine başvuran non-spesifik bel ağrısı olan, yaşları 20-60 arasında değişen 49 hasta ve 50 sağlıklı kişi alındı. Hastaların aktivite ağrısı, vizüel analog skala (VAS) ile değerlendirildi. Hastaların yemek yeme alışkanlıkları ve kafein tüketimleri form yardımıyla sorgulandı; form üzerinden tüketim hesaplamaları yapıldı.
Hasta grubu yaş ortalaması 44±13 yıl olan 25 kadın ve 24 erkekten oluşuyordu. Kontrol grubu ise yaş ortalaması 42±18 yıl olan 25 kadın, 25 erkekti. Hasta grubundaki günlük ortalama kafein alımı 328±118 mg/gün, kontrol grubunda ise 289±135 mg/gün olarak hesaplandı. Aradaki fark istatistiksel olarak anlamlı değildi (p>0,05). Hasta grubunda VAS ile günlük kafein alımı arasında bir korelasyon bulunamadı. Her iki grup arasında acılı ve yağlı yeme açısından istatistiksel olarak anlamlı bir fark olmadığı gözlendi (p>0,05).
Sınırlı hasta grubuyla yapılan bu çalışmada beslenme alışkanlıkları ve kafein tüketimi ile non-spesifik bel ağrısı sıklığı arasında bir ilişki saptanamamıştır.
Dr. Demirhan Dıraçoğlu, Doç. Dr. Ayşe Karan, Dr. Aliye Aydoğan, Dr. Süreyya Şencan, Prof. Dr. Resa Aydın, Prof. Dr. Yusuf Orhan, Prof. Dr. Cihan Aksoy
|
|
|
Full Text
PDF |
» |
İZOLE DALAK METASTAZI NEDENİYLE SPLENEKTOMİ UYGULANAN OVER KARSİNOMLU HASTA
Dalak metastazları nadir görülen malign lezyonlardır. Bu metastazlar çoğu zaman yaygın kanser yayılımının gerçekleştiği ileri evrelerde görülmektedir. Over karsinomuna bağlı izole dalak metastazları rapor edilmekte ve bu hastalar splenektomiden fayda görmektedirler. İlk cerrahi müdahalesinden 3 yıl sonra sadece dalakta nüks ile gördüğümüz hastaya splenektomi uyguladık ve literatür taraması ile birlikte sunmayı amaçladık.
Dr. Bülent Kaya, Dr. Deniz Güzey, Dr. Hasan Erdem
|
|
|
Full Text
PDF |
» |
TİBOLON KULLANIMINA BAĞLI GELİŞEN NADİR BIR TOKSİK HEPATİT VAKASI
Tibolon postmenapozal semptomların tedavisinde kullanılan, östrojenik, androjenik ve progestojenik özellikleri olan sentetik bir steroiddir. Tibolon nadiren hepatotoksisiteye yol açar. Tibolon kullanımına bağlı hepatotoksisite gelişen bir vakayı sunuyoruz.
Elli iki yaşında kadın hasta karaciğer fonksiyon testlerinde yükselme olması nedeni ile hastanemize başvurdu. Karaciğer fonksiyon testlerindeki bozukluğun tibolona bağlı olduğu düşünüldü ve tibolon kesildi. Takiplerinde, hastanın karaciğer fonksiyon testleri 1,5 yıl içinde normale döndü.
İlaca bağlı hepatotoksisitenin genellikle 3 ay ile 1 yıl arasında düzeldiği bilinmektedir. Ancak bizim vakamızda olduğu gibi hepatotoksisitenin düzelmesinin 1,5 yıla kadar uzayabileceği de akılda tutulmalıdır.
Erkan Cüre MD, Kasım Demir MD, Cem Koçkar Assoc. Prof. MD, Abdülkadir Baştürk MD, Altuğ Şenol MD
|
|
|
Full Text
PDF |
» |
İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ REKTÖRLERİNDEN ORD. PROF. TBP. TUĞGENERALTEVFİK SALİM SAĞLAM
Ord. Prof. Dr. Tevfik Salim Sağlam, 1882 yılında İstanbul’da doğdu. 1903 yılında Askeri Tıbbiye’den mezun oldu. Cumhuriyet kurulana kadar, askeri alanda, hekim olarak önemli görevler üstlendi. Salgın hastalıkları durdurmak için büyük uğraş verdi. 1906 yılından başlayarak, bazı aralar dışında, emekli olduğu 1952 yılına kadar İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi iç hastalıkları öğretim üyesi olarak çalıştı. 1933 yılında Üniversite Reformu gerçekleşirken Tıp Fakültesi Dekanı ve II. Dahiliye Kliniği Başkanıydı. 1934 yılında bu görevlerinden ayrıldı. 1943-1946 yılları arasında ise İstanbul Üniversite Rektörü oldu. 1942-1952 yılları arasında İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi III. Dahiliye Kliniği direktörlüğünü yürüttü. 1963 yılında vefat edene kadar, 1927 yılında katıldığı veremle savaş çalışmalarını sürdüren Sağlam, Türkiye’de veremle mücadele tarihinde öncü bir isim olarak anılmaktadır.
Doç. Dr. Arın Namal, Uzm. Dr. Şükrü Aras, Gül Kızılca Yürür
|
|