| |
ASTIM ve EŞLİK EDEN KRONİK HASTALIKLAR
Doç. Dr. Yaflar Küçükardalı, Yrd. Doç. Dr. Emrullah Solmazgül
GATA Haydarpaşa Eğitim Hastanesi, İç Hastalıkları Servisi, Kadıköy/İSTANBUL
ÖZET
Yetişkinde astım, gerek morbidite gerekse toplumda sağlık harcamaları
bakımından ülkelerin sağlık politikalarını yakından ilgilendiren bir
konudur. Buna rağmen diğer hastalıklar ile birlikteliği ve bunun sonuçlarına
ilişkin çok az sayıda araştırma vardır. Astım ile ilgili klinik çalışmalarda
komorbid durumu olan olgular genellikle çalışmadan hariç tutulduğundan,
sıklık bilgilerine ya da komorbiditelerin yaşam kalitesine ve fonksiyonel
duruma etkisine ilişkin bilgi elde etmek zordur.
Bu derleme yazısında, güncel çalışmalar ışığında astım ve eşlik eden kronik
hastalıklar irdelenmiş ve bu hastaların izleminde bazı önerilerde
bulunulmuştur.
Anahtar Kelimeler: Astım, kronik hastalık, eşlik.
ASTHMA AND ACCOMPANYING CHRONIC DISEASES
SUMMARY
In terms of both morbidity and health costs, asthma in adult is a matter of
concern to countries’ health policies. Nevertheless, there are very few
studies regarding its accompaniment by other diseases and the consequences
of this comorbidity. This is because asthma cases with comorbidity are
generally excluded from clinical studies, it is difficult to obtain data
regarding prevalence or the effect of comorbidities on qualities of life and
functional status.
This review paper investigates asthma and accompanying chronic diseases in
the light of recent studies and makes some recommendations regarding the
monitoring of such patients.
Key Words: Asthma, chronic disease, accompaniment.
Nobel Med 2008; 4(1): 11-16
Yetişkinde astım, gerek morbidite gerekse toplumda oluşturduğu sağlık
harcamaları bakımından ülkelerin sağlık politikalarını yakından ilgilendiren
bir konudur. Buna rağmen diğer hastalıklar ile birlikteliği ve bunun
sonuçlarına ilişkin çok az sayıda araştırma vardır ve bunlardan sağlanan
bilgiler de sınırlıdır. Çünkü bu bilgiler az sayıda hasta popülasyonundan
elde edilen verilere dayanmaktadır. Ayrıca astım ile ilgili klinik
çalışmalarda komorbid durumu olan olgular genellikle çalışmadan hariç
tutulduğundan, sıklık bilgilerine ya da komorbiditelerin yaşam kalitesine ve
fonksiyonel duruma etkisine ilişkin bilgi elde etmek zordur 1,2.
Astım hastalarında komorbiditelerin bulunma sıklığına ve dağılımların
anlamlılığına ilişkin değişik sonuçlar bildirilmiştir. Bir çalışmada gastrik
ülser, sinüzit, glokomun daha sık eşlik ettiği, ancak diyabet ve
kardiyovasküler hastalıklar gibi majör kronik hastalıkların bulunma
sıklığında fark olmadığı bildirilirken 3, bir diğer çalışmada komorbid
durumların astım ile ilişkili olmaktan çok, yaş ile ilgili olduğu
vurgulanmıştır 4.
Yakın tarihte Avustralya’da yapılan bir çalışmada astım ile birlikteliği
olan diyabet, artrit, kalp hastalığı, inme, kanser ve osteoporoz gibi kronik
sağlık durumları ve bunların yaşam kalitesine etkisi araştırılmıştır 5. Bu
çalışmada 10080 kişiye ulaşılmış, 7619 görüşme tamamlanmış ve 834 hastada
doktor raporlu astım (%11,2 ) olduğu saptanmıştır. Astımı olan hastalarda
kronik komorbiditelerin daha fazla olduğu görülmüştür (%31,1 vs %27,1;
p<0,01). Tablo 1’de görüldüğü gibi yaş gruplarına göre değerlendirme
yapıldığında 55 yaşın üzerinde diyabet hariç diğer komorbid durumların hepsi
astımlı hastalarda daha sık görülmüştür (%78 vs %62; p<0,001). 35-54 yaş
grubunda artrit görülme sıklığı astımlı grupta daha fazla bulunmuştur (%21
vs %12; p<0,001).
Artrit ve astım birlikteliği dikkat çekici bulunmuştur. Bunların her ikisi
de kompleks genetik hastalıklardır ve her ikisinin de kliniği kronik
inflamatuvar hastalık özelliğine sahip olduğundan aynı genetik
anormalliklerden birlikte etkilenmiş olabilecekleri düşüncesi oluşmuştur.
Astımlı, juvenil idiopatik artrit (JIA)’li ve kontrol grubu çocuklarda, 24
gende 48 polimorfizmin araştırıldığı çalışmada IL-4 ve TNF-alfa’daki
polimorfizmlerde astım ile JIA arasında ilişki bulunmuştur. Ancak farklı
popülasyonlara da uygulanabilecek şekilde genetik risk profilini ortaya
koymak mümkün olmamıştır 6.
Adams’ın çalışmasında astımı olan, olmayan ve beraberinde komorbid hastalığı
olan kişilerde son 4 haftalık dönemde bir gün ya da daha fazla iş yapamama
ya da günlük aktivitelerini yapamama durumu da araştırılmıştır 5. Yaşlı,
astımı olan bireylerde bu oran %31, astımı olmayanlarda %14,9 ( p<0,001),
35- 54 yaş grubunda sırasıyla %16,3 ve %13,2 bulunmuş, 18-34 yaş grubunda
ise astımı olanlar ile olmayanlar arasında fark saptanmamıştır. Bir ya da
daha fazla kronik sağlık sorunu olan astımlılarda, olmayan astımlılara göre
bu oran daha yüksektir. Aynı çalışmada hasta gruplarında yaşam kalitesi
skorları da karşılaştırılmıştır. Astımı olanlarda %47, olmayanlarda %50
(p<0,005) bulunmuştur. Kronik hastalığı olan astımlılarda yaşam kalitesi
skoru daha da düşmektedir. Yaş gruplarına göre değerlendirmeler yapıldığında
55 yaş üzerinde astımı olanlarda kronik hastalık da eşlik ediyor ise yaşam
kalitesi skoru %10 daha düşük iken, 35- 54 yaş grubunda %5, 18-34 yaş
grubunda %3 daha düşüktür (Tablo 2). Araştırmada astımda en sık rastlanan
komorbid durum artrit olmasına rağmen yaşam kalitesinde en büyük kayıplar
inme, kalp hastalığı, osteoporoz komorbiditelerinde olmaktadır 5.
Astımda eşlik eden başka faktörlerden sigara hem astımın daha şiddetli
olmasına yol açmakta hem de kardiyak, serebrovasküler hastalıkların ve
diyabetin komplikasyonlarının daha ağır olmasına neden olmaktadır. Druss ve
arkadaşlarının çalışmasında ABD’de ruh hastalıkları, diyabet,
kardiyovasküler hastalık, astım, hipertansiyon gibi kronik hastalıklara
yapılan harcamaları değerlendirmişler, bu hastalıklardan herhangi birinin
tedavisi için harcanan para ¼ oranında olduğunu geri kalan kısmın ise
bunlara eşlik eden durumların tedavisinde harcandığını saptamışlardır 7.
Bazı çalışmalar özellikle kadınlarda astımın koroner kalp hastalığı ve inme
için risk faktörü olduğunu düşündürmüştür, ancak bunun erişkin ya da
çocukluk çağı başlangıçlı astımdan hangisi için geçerli olduğu konusunda
belirsizlik sözkonusuydu. Ancak yakın zaman önce yapılan ARIC
(Atherosclerosis Risk in Communities) çalışması ile erişkin başlangıçlı
astımı olan kadınlarda astımı olmayan kadınlara göre karotis arter
intima-media kalınlığı (IMK)’nın daha fazla olduğu gösterilmiştir ( 0,731 mm
vs 0,681 mm; p<0,0001). Çocukluk çağı başlangıçlı astımı olan kadınlarda
IMK, astımı olmayanlar ile aynı bulunmuştur 8.
Astım ve rinit komorbid durumlardır ve hastalık kategorileri, tedavi
opsiyonları benzerdir. Birçok çalışmada astım için rinit risk faktörü olarak
gösterilmiştir. Allerjik rinit prevelansı astımlı hastalarda %80-90
oranlarına kadar yükselmektedir 9.
Son yıllarda kilo artışı ile birlikte astım sıklığının da artması,
aralarında bir pozitif korelasyonun olması, astımın obezitenin bir
komorbiditesi olup olmadığı sorusunu akla getirmiştir. Vücut kitle indeksi
(VKI) ve kilo değişimi ile astım gelişimi riskinin araştırıldığı kohort
çalışmada (85911 kadın, yaş 26-46 arası) 4 yıllık izlemde (1991-94) 1596
astım olgusu saptanmıştır 10. Çok değişkenli analiz ile başlangıç VKI
ölçümü ile erişkin başlangıçlı astım arasında önemli derecede bağımsız
ilişki ve pozitif korelasyon saptanmıştır. Rölatif astım riski VKI 22,5-24,9
için 1,1; 25-27,4 için 1,6; 27,5-29,9 için 1,7 ve >30 için 2,7 bulunmuştur.
Çalışmada ilginç olarak 18 yaşından sonra kilo alan kadınlarda normal
kilosunu koruyanlara göre astım gelişme riski belirgin olarak yüksek
bulunmuştur. Takip döneminde astım gelişen olguların %26’sının 18 yaşından
sonra 2 kilo veya üzerinde kilo alan popülasyondan olduğu saptanmıştır 10.
Ancak bu konuda farklı sonuçlar bildiren çalışmalar da vardır. Brezilya’da
92 astım hastasında yapılan bir çalışmada obez olanlar ile olmayanların
spirometri değerleri karşılaştırıldığında anlamlı bir farklılık
bulunmamıştır 11. Cassol ve arkadaşlarının çalışmasında ise adolesanlarda
VKI ile astım arasında pozitif korelasyon olduğu bildirilmiştir 12.
Ülkemizden Özol ve arkadaşlarının çalışmasında 125 astım hastası VKI
durumuna göre kategorize edilmiş ve astım şiddeti bu gruplarda
karşılaştırılmıştır, ancak obezite ile astım şiddeti arasında korelasyon
bulunmamıştır 13.
Obez olan ve olmayan astım hastalarında da optimal kontrol oranları
bakımından fark olup olmadığı araştırıcıların merak konusu olmuştur. Obez ve
obez olmayan erişkin astım hastaları üzerinde yapılan bir çalışmada astımın
optimal kontrol oranları yaklaşık 1/3 bulunmuş ve anlamlı farklılık
saptanmamıştır. Obezite ve astım arasında sebep sonuç ilişkisi tam olarak
ortaya konmuş değildir, bunun bir nedeni astım hastalarında kortikosteroid
kullanımı olabilir. Ukrayna’da yapılan bir çalışmada şiddetli astımı olan
31-74 yaşlarında 38 hastada 5-30 mg/gün sistemik kortikosteroid kullanımının
karbonhidrat metabolizmasına etkisi oral glukoz tolerans testi (OGTT) ile
araştırılmıştır. OGTT bozuk olanların kan basınçları daha yüksek, yaşları
daha fazla, kullanılan sistemik kortikosteroid dozlarının daha yüksek olduğu
bulunmuştur. Dolayısıyla sistemik kortikosteroid kullanan astım hastaları
diyabet açısından risk grubu kabul edilmelidir 14. İnhale kortikosteroid
kullanımı osteoporoz açısından da irdelenmiştir. İnhale kortikosteroidlerin
kullanılması durumunda doz ile ilişkili olarak fraktür riskinde artma olduğu
bilinmektedir. Bunun sistemik absorbsiyon nedeniyle olduğu düşünülmektedir.
Bazı çalışmalarda solunum fonksiyonlarında azalma olan olgularda inhale
kortikosteroidlerden bağımsız olarak da kemik mineral yoğunluğunda azalma
olduğu bildirilmiştir. Yüzbinin üzerinde olgu-kontrol çalışmasında yüksek
doz inhale kortikosteroid kullanılmasının fraktür riski ile birlikte olduğu
gösterilmiştir. Yüksek doz 1600 mcg beklametazon ve eşdeğeri dozun üzeri
kabul edilmiştir 15.
Erişkinlerde astım ile birlikte lokomotor sisteme ilişkin artrit ve
osteoporozun daha sık gözlendiği saptanmıştır. Astmatik çocuklarda omurgaya
ilişkin ortopedik problemler araştırılmıştır. 542 çocukta radyolojik
inceleme ve klinik muayeneyle yapılan değerlendirmede, gelişimsel anormallik
%28, servikal vertebrada distrofik değişiklik ve dislokasyon %63, torakal
kifoz veya lomber lordoz %53, birinci veya ikinci derece skolyoz %22
oranında saptanmıştır 16.
İngiltere’de kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH) ve astım gibi
obstrüktif akciğer hastalıklarında birinci basamak sağlık hizmeti düzeyinde
komorbiditelerin araştırıldığı çalışmada 2699 KOAH ve 7931 astım hastası
değerlendirilmiştir 17. KOAH hastalarında eşlik eden komorbiditeler astıma
eşlik eden komorbiditelere göre daha fazladır ( Tablo 3). Bunun bir nedeni
KOAH’ta yaşın daha yüksek olması olabilir. Gerek KOAH’ta gerekse astımda
hastalar tedaviye başlamadan önce komorbidite açısından sistematik olarak
gözden geçirilmelidir 17.
Astımda bir başka önemli komorbidite de depresyon ve anksiyetedir. Son
yıllarda özellikle çocukluk çağı astımında yüksek oranlarda depresyon ve
anksiyete semptomlarının eşlik ettiği birçok çalışma ile gösterilmiştir
18. Bu birlikteliği açıklamaya yönelik bazı mekanizmalar üzerinde
durulmaktadır. Bunlardan biri mental sağlık ve astım ile ilişkili olarak
atopinin genetik birlikteliğinin olmasıdır 19. Sorumlu tutulan diğer
etkenler düşük sosyoekonomik durum ya da erken travma gibi genel çevresel
stresörlerdir. Erken yaşanılan bu deneyimlerin immün fonksiyonları
etkilediği ve astım ile depresif bozukluklara birlikte zemin hazırladığına
inanılmaktadır.
İlgi çeken konulardan biri de astım ile otoimmün hastalıklar arasındaki
ilişkidir. Daha önceki yıllarda yapılan çalışmalarda T helper-2 ile ilişkili
hastalıklardan astım ile T helper-1 ilişkili hastalıklar arasında negatif
korelasyon olduğu, astımın otoimmün hastalık gelişmesine karşı protektif
olduğu düşünülmüştür. Yakın zamanlarda yayınlanan bir yazıda, önce İsrail
ordusunda 500 bin kişi üzerinde yapılan bir çalışmada astımı olan ve olmayan
yetişkinlerde yeni tanı konan otoimmün hastalıklar 20 yıllık periyod içinde
araştırılmıştır 20.
Otoimmün hastalıklar olarak tip-1 diyabet, vaskülit,
immün trombositopenik purpura (ITP), inflamatuvar barsak hastalığı, romatoid
artrit ve antifosfolipid sendromu araştırılmıştır. Cins ayırımı yapılmadan
değerlendirildiğinde astmatik olmayanlarda vaskülit ve romatoid artrit daha
fazla görülmüştür. Astmatik olmayan kadınlarda ITP, inflamatuvar barsak
hastalığı ve antifosfolipid sendromu daha fazla, non-astmatik erkeklerde
tip-1 diyabet daha fazla görülmüştür. Görüldüğü gibi astım otoimmün
hastalıkların prevalansını etkilemekten daha ziyade otoimmün hastalıklardan
koruyor gibi görünmektedir 20. Bu sonucun oluşmasında, astım tedavisi için
kullanılan steroidlerin bu tür otoimmün hastalıkların klinik prezentasyonunu
maskelediği de düşünülebilir.
Astıma eşlik eden hastalıklar, gerek hastaneye yatma durumuna gerekse
mortalite üzerine olumsuz etki etmektedir. ABD’de astım hastalarının
hastaneye yatışları sırasında ve ölümle sonlanmaları halinde eşlik eden
komorbiditelere ilişkin yaklaşık 5 yıllık dönemi içeren geniş kapsamlı bir
çalışma yapılmıştır 21. Değişik popülasyonlarda eşlik eden
komorbiditelerin bulunma sıklığı ve öncelikleri de farklı olabilir,
dolayısıyla bu çalışmanın sonuçları genellenemeyecek olsa bile fikir vermesi
bakımından önemlidir. Bu çalışma kapsamında 11926 hastanın hastaneye yatışı
ve sonlanması irdelenmiştir 21. Ortalama yatış süresi 3,5 gün, 65 yaşın
üzerinde 5,5 gün, 18-34 yaş arasındaki grupta 2,6 gün bulunmuştur.
Hastaların %68’inde komorbid durum saptanmıştır. Komorbiditeler yaş ile
birlikte artış göstermektedir. Yaş gruplarına göre en sık görülen komorbid
durumlar Tablo 4’te gösterilmiştir 21. Genç hastalarda infeksiyon
hastalıkları, ileri yaşlarda kardiyovasküler hastalıklar daha sıklıkla eşlik
etmektedir. Hastanede yatma sırasında bu hasta grubunda 43 (%0,36) hasta
ölmüştür. Yaşın ilerlemiş olması ölüm için en önemli risktir. Altmışbeş
yaşın üzerinde ölüm 10 kat daha fazla iken (%1,4) 35 yaşın altında bu oran
%0,11’dir. 25 yaşın altında astımdan ölenlerin %20’sinden azında komorbid
durum var iken, 85 yaşın üzerinde astımdan ölenlerin %90’ında komorbid durum
vardır. Tablo 5’te yaş gruplarına göre mortaliteye eşlik eden komorbid
durumlar gösterilmiştir 21.
Yaşlı astımlı hastaların tanı ve tedavisinde bireysel bazı özelliklere
dikkat etmek gerekir. Eşlik eden konjestif kalp yetersizliği (KKY) ve KOAH
gibi komorbiditeler nedeniyle ayırıcı tanıda bazı zorluklar yaşanmaktadır.
Bu hastalar genellikle gün içerisinde istirahat halinde dispne yakınması ile
başvurmaktadır. Beta-2 agonist ilaçların kullanımına daha ihtiyatla
yaklaşılmalı, genç astımlıların aksine antikolinerjiklere tedavide daha
fazla yer verilmelidir. Yaşlılarda inhalasyon aletlerindeki kullanım
zorlukları göz önünde bulundurulmalıdır. Yaşlı astım hastasında tedavi
hedefi yaşam kalitesini yükseltmeye yönelik olmalıdır 22.
Astım hastalarında tekrarlayan alevlenmeler, morbidite ve sağlık
harcamalarının en büyük nedenidir. Tedavide kontrol düzeyini etkileyen
birçok eksojen ve endojen faktörler tanımlanmıştır. Bir yılda 3’ten fazla
şiddetli astım alevlenmesi olan 39 hastadaki risk faktörleri ile yılda bir
kez şiddetli astımı olan hastalardaki risk faktörleri karşılaştırılmıştır.
Sık atak geçiren hastaların hepsinde Tablo 6’da tanımlanan beş faktörden en
az bir tanesi bulunmuştur. Bu risk faktörlerinin atağa katkısı Tablo 6’da
gösterilmiştir 23. Olguların %52’sinde ise 3 ya da daha fazla faktör eşlik
etmektedir. Görüldüğü gibi sık nüks eden hastalarda kolay tanınabilecek ve
kolay tedavi edilebilecek komorbid durumlar bulunmaktadır. Tedavide bu
faktörlerin de gözönünde bulundurulması morbidite ve sağlık harcamalarının
azalmasına katkı sağlar 23.
Astım hastaları eşlik eden hastalıklar nedeniyle de değişik grup ilaçlar
kullanmaktadır. Bazen bu ilaç çeşitliliği özellikle yaşlı hastalarda tehdit
edici boyutlara ulaşmaktadır.
Finlandiya’da yapılan bir çalışmada 16
yaşından büyük 4690 astım hastasında ilaç kullanım durumu irdelenmiştir. Bu
hastaların %63’ünde kronik pulmoner hastalık ve allerji dışında diğer bir
kronik hastalık saptanmıştır. Kas iskelet sistemi ve kardiyovasküler sistem
hastalıkları en sık olanlarıdır ve yaş ile birlikte artış göstermektedir.
Genç astmatiklerde ise allerjiler en sık olarak saptanmıştır. Olgulardan
%95’inin en azından bir antiastmatik ilaç, %65’inin de sıklıkla
kardiyovasküler ya da analjezik olmak üzere diğer ilaçları da almakta olduğu
saptanmıştır. Bütün astımlı hastaların %41’i en az beş ilaç almakta iken,
genç astmatiklerin %21’i en az beş ilaç almaktadır. Total medikasyon yaş ile
artış göstermiştir.
Görüldüğü gibi astım hastalarında komorbid durumlar nedeniyle ilaç yükü
fazladır. Dolayısıyla astım hastalarının, göğüs hastalıkları uzmanı ile
birlikte genel dahiliye uzmanı tarafından koordineli olarak izlenmesi,
polifarmasinin önüne geçecek ve olası olumsuz ilaç etkileşmelerini
engelleyecek bir uygulama gibi görünmektedir.
|
İ |
İLETİŞİM İÇİN: Yrd. Doç. Dr. Emrullah
Solmazgül, GATA Haydarpaşa Eğitim Hastanesi İç Hastalıkları
Servisi, Kadıköy/İSTANBUL emsolmaz@yahoo.com |
|
ÖÖ |
GÖNDERİLDİĞİ TARİH:
05/01/2007 KABULTARİHİ: 08/05/2007
|
KAYNAKLAR
- Busse W, Koenig SM, Oppenheimer J, et al. Steroid-sparing effects of
fluticasone propionate 100 mcg and salmeterol 50 mcg administered twice
daily in a single product in patients previously controlled with
fluticasone propionate 250 mcg administered twice daily. J Allergy Clin
Immunol 2003; 111: 57-65.
- Lazarus SC, Boushey HA, Fahy JV, et al. Long-acting beta 2-agonist
monotherapy vs continued therapy with inhaled corticosteroids in
patients with persistent asthma: a randomized controlled trial. JAMA
2001; 285: 2583-2593.
- Ben-Noun L. Characteristics of comorbidity in adult asthma. Public
Health Rev 2001; 29: 49-61.
- Diette GB, Krishnan JA, Dominici F, et al. Asthma in older patients:
factors associated with hospitalization. Arch Intern Med 2002; 162:
1123-1132.
- Adams RJ, Wilson DH, Taylor AW, et al. Coexistent chronic conditions
and asthma quality of life: a population-based study. Chest 2006; 129:
285-291.
- Schubert K, von Bonnsdorf H, Burke M, et al. A comprehensive
candidate gene study on bronchial asthma and juvenile idiopathic
arthritis. Dis Markers 2006; 22: 127-132.
- Druss BG, Marcus SC, Olfson M, et al. Comparing the national
economic burden of five chronic conditions. Health Aff (Millwood) 2001;
20: 233-241.
- Onufrak S, Abramson J, Vaccarino V. Adult-onset asthma is associated
with increased carotid atherosclerosis among women in the
atherosclerosis risk in communities (ARIC) study. Atherosclerosis 2006
Oct 10; (Epub ahead of print).
- Leynaert B, Neukirch F, Demoly P, Bousquet J. Epidemiologic evidence
for asthma and rhinitis comorbidity. J Allergy Clin Immunol 2000; 106:
201-205.
- Camargo CA Jr, Weiss ST, Zhang S, Willett WC, Speizer FE.
Prospective study of body mass index, weight change, and risk of
adult-onset asthma in women. Arch Intern Med 1999; 159: 2582-2588.
- Kaisermann MC. Association between obesity and asthma in a series of
patients from Rio de Janeiro, Brazil. Annual Congress of European
Respiratory Society, 02-06 Sept 2006 Munich. Poster no:1843.
- Cassol V, Rizzato TM, Teche SP, et al. Obesity and its relationship
with asthma prevalence and severity in adolescents from southern Brazil.
J Asthma 2006; 43: 57-60.
- Ozol D, Uz B, Isik A, Yildirim Z. Asthma and obesity. Annual
Congress of European Respiratory Society, 02-06 Sept 2006 Munich. Poster
no:1845.
- Dmytrychenko VV, Bondareva OA, Pertseva TA. Risk of development of
diabetes mellitus in patients with bronchial asthma. Annual Congress of
European Respiratory Society, 02-06 Sept 2006 Munich. Poster no:1854.
- de Vries F, van Staa TP, Bracke MS, et al. Severity of obstructive
airway disease and risk of osteoporotic fracture. Eur Respir J 2005; 25:
879-884.
- Kapustin AV, Kapustina VV, Kienlein KL, et al. The orthopaedic
problems of the spinal column in asthmatic children. Annual Congress of
European Respiratory Society, 02-06 Sept 2006 Munich. Poster no:1859.
- Soriano JB, Visick GT, Muellerova H, Payvandi N, Hansell AL.
Patterns of comorbidities in newly diagnosed COPD and asthma in primary
care. Chest 2005; 128: 2099-2107.
- McQuaid EL, Kopel SJ, Nassau JH. Behavioral adjustment in children
with asthma: a meta-analysis. J Dev Behav Pediatr 2001; 22: 430–439.
- Slattery MJ, Klein DF, Mannuzza S, et al. Relationship between
separation anxiety disorder, parental panic disorder, and atopic
disorders in children: a controlled high-risk study. J Am Acad Child
Adolesc Psychiatry 2002; 41: 947–954.
- Tirosh A, Mandel D, Mimouni FB, et al. Autoimmune diseases in
asthma. Ann Intern Med 2006; 144: 877-883.
- Thomas SD, Whitman S. Asthma hospitalizations and mortality in
Chicago: an epidemiologic overview. Chest 1999; 116: 135-141.
- Drira I, Abouda M, Maalej S, et al. Asthma in the elderly. Tunis Med
2006; 84: 327-330.
- Ten Brinke A, Sterk PJ, Masclee AA, et al. Risk factors of frequent
exacerbations in difficult-to-treat asthma. Eur Respir J 2005; 26:
812-818.
|
|