| |
DİYABETİK HASTALARDA SESSİZ MİYOKARDİYAL İSKEMİ TESPİTİNDE EGZERSİZ ELEKTROKARDİYOGRAFİ TESTİ VE TALYUMLU MİYOKARD PERFÜZYON SİNTİGRAFİSİNİN KARŞILAŞTIRILMASI
Dr. Fatma Dilek Dellal1, Dr. Öznur Ertafl1, Dr. Serap Çelik2,
Dr. Ayflenur Özderya1, Dr. Mutlu Niyazioğlu1,
Dr. Zehra Boduç Bozkurt3, Dr. Zekiye Fakıoğlu2,
İskender Dik1, Burhan Bedir1
1 SB İstanbul Eğitim ve Arafltırma Hastanesi 6. Dahiliye Kliniği
2 SB İstanbul Eğitim ve Arafltırma Hastanesi 5. Dahiliye Kliniği
3 SB Bayrampafla Devlet Hastanesi Dahiliye Kliniği
ÖZET
Amaç: Diyabetik hastalarda sessiz miyokardiyal iskeminin (SMI)
saptanmasında efor testi ve talyumlu miyokard perfüzyon sintigrafisinin
(MPS) etkinliğini değerlendirmek ve birbiriyle kıyaslamak.
Materyal ve Metod: Daha öncesinde bilinen bir koroner arter hastalığı
bulunmayan, efor veya istirahat dispnesi, nefes darlığı tanımlamayan 97
diyabetik hasta çalışmaya dahil edildi. Hastaların rastgele seçilen 44’üne
eforlu EKG, 53’üne talyumlu miyokard perfüzyon sintigrafisi yapıldı.
Bulgular: Efor testi uygulanan 44 hastanın 4’ünde, talyum
sintigrafisi yapılan 53 hastanın 7’sinde test sonucu pozitif olarak bulundu.
Test sonuçları pozitif olan vakalara SMI’nin doğrulanması için koroner
anjiyografi yapıldı. Efor testi pozitif 4 hastanın 2’sinde, talyum
sintigrafisi pozitif 7 hastanın 6’sında koroner anjiyografi iskemi ile
uyumlu olarak saptandı. Buna göre çalışmamızda noninvaziv testlerle (efor ve
talyum) saptanan SMI sıklığı sırasıyla; efor testi yapılan grupta %9,1 ,
talyum sintigrafisi yapılan grupta %13,2 , tüm hastalar beraber ele
alındığında %11,3’tür. Koroner anjiyografik olarak doğrulanan SMI sıklığı
sırasıyla; %4,5 , %11,3 , %8,2’dir. Buna göre efor testinin yalancı
pozitiflik oranı %50, talyum sintigrafisinin ise %14,3 ; efor testinin
pozitif prediktif değeri %50 iken talyum sintigrafisininki %85,7’dir.
Sonuç: SMI tanısı için efor testi ve talyumlu miyokard perfüzyon
sintigrafisinin birbirlerine istatistiksel olarak üstünlüklerini
saptayamadık. Bu durumda kolay ulaşılabilen ve maliyeti düşük olan egzersiz
EKG testinin SMI saptanması için daha mantıklı bir seçenek olduğu
düşünülebilir. Ancak sayısal olarak bakıldığında talyum sintigrafisiyle daha
fazla hastaya SMI tanısı koyabildik ve talyum testinin pozitif prediktif
değerini efor testine göre çok daha yüksek bulduk. Hasta sayısı
artırıldığında talyum sintigrafisinin efor testine göre istatistiksel olarak
da üstün olduğunun görülebileceği kanaatindeyiz.
Anahtar Kelimeler: Diabetes mellitus,
sessiz miyokardiyal iskemi, miyokard perfüzyon sintigrafisi, egzersiz
elektrokardiyogafi testi
COMPARISON OF EXERCISE ECG TEST AND MYOCARD PERFUSION TEST FOR DETERMINING OF THE SILENT MYOCARDIAL ISCHEMIA IN DIABETIC PATIENTS
ABSTRACT
Aim: The purpose of our study was to assess the efficiency of the two
tests (exercise ECG test and myocard perfussion test) to determine the
silent myocardial ischemia in diabetic patients and compare the two tests
with each other.
Method: 97 follow-up diabetic patients, who had no known coronary
artery diseases, or no defined rest dyspnea or effort dyspnea were included
in the study. While 44 patients, who were arbitrarily chosen, were subjected
to exercise ECG, 53 were subjected to thallium myocardial perfusion
scintigraphy.
Result: 4 of the 44 patients subjected to effort tests, and 7 of the
53 patients subjected to thallium scintigraphy revealed positive test
results. These patients whose test results were positive, were administered
coronary angiography so that SMI was verified. 2 of the 4 patients with
positive effort test, thallium scintigrapy was positive, and 6 of the 7
patients with positive thallium scintigraphy revealed ischemia compliant
coronary angiography. Accordingly, in our study, the SMI frequency
determined by non-invasive tests (effort, thallium) was 9.1% in the group
subjected to effort test, 13.2% in the group subjected to thallium
scintigraphy, and 11.3% considering all patients together. The SMI frequency
that could be verified by coronary angiography is 4.5%, 11.3% and 8.2%
respectively. Hence, the false positivity ratio of the effort test is 50.0%
while that of the thallium scintigraphy is 14.3%, the positive predictive
value of the effort test is 50.0%, and that of the thallium scintigraphy is
85.7%
Conclusion: We could not determine the statistical superiority of the
effort test to thallium myocardial perfusion scintigraphy for the purpose of
SMI diagnosis. In such a case, the easily available and cost effective
exercise ECG test could be considered as a better choice for SMI
verification. But from the numerical point of view, we could be able to
diagnose more patients with SMI using thallium scintigraphy and found much
higher positive predictive value of the thallium test in comparison to the
effort test. If the number of patients are increased, we believe that
thallium scintigraphy could be seen superior to the effort test from
statistical point of view.
Key Words: Diabetes mellitus, silent
myocardial ischemia, myocardium perfusion scintigraphy, exercise
electrocardiography test
GİRİŞ VE AMAÇ
Diyabetik hastaların büyük bir kısmında zaman içinde çeşitli mikro ve
makrovasküler komplikasyonlar gelişmektedir. Bu komplikasyonlar önemli bir
mortalite ve morbidite nedenidir.
Kardiyovasküler hastalıklara bağlı ölümler son 30 yılda azalmakla birlikte
halen Kuzey Amerika ve Avrupa’da en sık ölüm nedenidir. Diyabet önemli bir
kardiyovasküler risk faktörü olup, çeşitli mekanizmalarla ateroskleroz
gelişimini kolaylaştırır. Kardiyovasküler hastalığa bağlı ölüm oranı
diyabetik olmayanlarla kıyaslandığında diyabetiklerde 2-4 kat daha fazla,
morbidite de daha yüksektir. Diyabetli hastalarda ölümlerin %70-80’i
kardiyovasküler hastalıklara bağlıdır. Göğüs ağrısı, koroner arter
hastalığının (KAH) ana semptomudur ve en sık şikayet tipidir. Bununla
birlikte bazı çalışmalarda, birçok hastanın koroner arterlerde lezyonu
olmasına rağmen göğüs ağrılarının olmadığı gösterilmiştir 1,2. Göğüs
ağrısı olmadan miyokardiyal iskemi, sessiz miyokardiyal iskemi (SMI) olarak
tanımlanmaktadır. Bu vakalarda diyabetik kardiyonöropati nedeniyle göğüs
ağrısı algılanamamaktadır.
Tip 2 Diabetes Mellitus (DM)’ta SMI, ağrısız
miyokard infarktüsü (MI) ve kalp yetmezliği normal popülasyondan daha sık
görülmekte ve mortalitesi daha yüksek seyretmektedir. Bu nedenle SMI’nin
erken tanısı hastaların prognozu açısından çok önemlidir.
Bu çalışmada amaç; iskemik kalp hastalığı açısından semptom ve öyküsü
olmayan Tip 2 diyabetik hastalarda SMI sıklığını araştırmak ve diyabetik
hastalardaki SMI’nin tespitinde egzersiz EKG ve miyokardiyal perfüzyon
sintigrafisinin (MPS) yeri, özellikleri, avantaj ve dezavantajlarını
belirlemek ve bu iki noninvaziv tekniği birbiriyle kıyaslamaktı.
MATERYAL VE METOD
Daha öncesinde bilinen bir KAH bulunmayan; efor veya istirahat dispnesi,
nefes darlığı tanımlamayan, 97 diyabetik hasta çalışmaya dahil edildi. Bu
hastalara American Diabetes Association (ADA) kriterlerine göre DM tanısı
konuldu.
ADA kriterleri:
1. Diyabet semptomlarının (poliüri, polidipsi, glukozüri ve ketonüri ile
birlikte açıklanamayan kilo kaybı) yanı sıra rastgele plazma glukoz
düzeyinin 200 mg/dL veya üzerinde olması
2. Açlık plazma glukozunun 126 mg/dL üzerinde olması
3. Oral glukoz tolerans testi esnasında 2. saat kan şekeri değerinin 200
mg/dL veya üzerinde bulunması.
Bu üç kriterden herhangi birinin varlığı ADA tarafından DM tanısı için
yeterli bulunmuştur.
Hastalar, İstanbul Eğitim ve Araştırma Hastanesi Diyabet Polikliniği’nden
01.11.2005-01.03.2006 tarihleri arasında takip edilen hastalardı. Çalışmamız
için etik kurul onayı ve tüm hastalardan aydınlatılmış onam alındı.
Hastaların 33’ü erkek, 64’ü kadındı; yaşları 38 ile 73 arasındaydı.
İstirahat EKG’lerinde iskemi lehine herhangi bir bulgu yoktu. Hastaların
rastgele seçilen 44’üne eforlu EKG, 53’üne talyumlu MPS yapıldı. Hastalara
efor testi Bruce protokolüne göre yapıldı. Miyokard perfüzyon sintigrafisi
için talyum kullanılarak gama kamera altında istirahat ve stres sırasında
görüntüler alınarak sabit veya reversibl perfüzyon defektinin olup olmadığı
araştırıldı. Tüm hastalarda açlık kan şekeri, HbA1c, total kolesterol,
trigliserid, üre ve kreatinin değerlerine bakıldı. Yaş, boy, kilo, vücut
kitle indeksi, diyabet süresi, aile öyküsü, kullanılan antidiyabetik
ilaçların uygulama yolları, sigara öyküsü ve hipertansiyon öyküsü
araştırılarak kaydedildi. Yaş ortalaması efor grubunda 53,61±7,86 , talyum
grubunda 57,13±8,09 idi. İskemik açıdan efor testi uygulanan grupta
hastaların 4’ü, MPS uygulanan grupta 7’si pozitif olarak değerlendirildi.
Noninvaziv test sonuçları pozitif olan toplam 11 hastaya koroner anjiyografi
uygulandı. Çalışmamızda koroner anjiyografik olarak %40 ve üzeri koroner
darlık, iskemik açıdan anlamlı olarak kabul edildi.
BULGULAR
Koroner anjiyografi neticesinde efor testi pozitif olan 4 hastanın 2’sinde,
talyum testi pozitif olan 7 hastanın 6’sında anjiyografik olarak anlamlı
koroner arter darlığı tespit edildi. Efor testi pozitif 1 hastaya stent, 1
hastaya koroner arter bypass grefti (KABG); talyum testi pozitif olan 1
hastaya stent, 2 hastaya perkütan transluminal koroner anjiyoplasti (PTKA)
ve stent, 3 hastaya KABG uygulandı. Efor testi pozitif olan 2, talyum testi
pozitif olan 1 hastaya tıbbi tedavi önerildi. Koroner anjiyografik veriler
tablo 1’de özetlenmiştir.
Talyum ve efor grupları arasında test pozitifliği sıklığı bakımından
istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık yoktu (p>0,05). Yine talyum ve
efor grupları arasında anjiyo sonucunun pozitifliği bakımından istatistiksel
olarak anlamlı bir farklılık yoktu (p>0,05). Buna göre talyum
sintigrafisinin SMI’deki pozitif prediktif değeri %85,7 , efor testinin
pozitif prediktif değeri %50; yalancı pozitiflik oranları sırasıyla %14,3 ve
%50 idi.Talyum grubu ve efor grubu arasında noninvaziv
testlerle saptanan
SMI sıklığında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık yoktu (p>0,05).
Tüm hastalar ortak ele alındığında noninvaziv testlerle saptanan sessiz
iskemi sıklığı %11,3’tü (Tablo 2).Talyum grubu ve efor grubu arasında
koroner anjiyografik olarak doğrulanan SMI sıklığında istatistiksel olarak
anlamlı bir farklılık yoktu (p>0,05). Tüm hastalar ortak ele alındığında
koroner anjiyografik olarak doğrulanan SMI sıklığı %11,3’tü (Tablo 3).
TARTIŞMA
Göğüs ağrısı olmaksızın gelişen unstable angina pectoris (USAP) ya da MI,
diyabetik hastalardaki yüksek mortaliteye katkıda bulunur. Diyabetik
hastalarda göğüs ağrısının algılanamaması sonucu oluşan SMI’nin, diyabetik
kardiyonöropati sonucunda oluştuğu düşünülmektedir. Kardiyonöropati
nedeniyle diyabetik hastalarda ağrı algılanması azalmıştır. Diyabetiklerde
otonom nöropati geliştikten sonra, ortalama üç yıl içinde çeşitli
komplikasyonlardan %50’nin üzerinde mortalite görülür. Diyabetik
kardiyonöropati; miyokardın duysal ve motor sinir liflerinde ileti
yavaşlaması, sempatik ve parasempatik denervasyon sonucu oluşur. Diyabetik
kardiyonöropatinin göğüs ağrısının algılanmasını engellediği gibi, miyokard
iskemisi ve ani kardiyak ölümlere de neden olan bir faktör olduğu tespit
edilmiştir 3. Miller ve arkadaşları anginal ağrının algılanamamasında
ileri yaş ve hipertansiyonun da etkili olduğunu göstermişlerdir (4). İyi
kontrollü bir çalışmada Nesto ve arkadaşları talyum sintigrafisi pozitif
olan diyabetiklerin %28’inde, diyabetik olmayanların ise %67’sinde göğüs
ağrısı şikayeti bulmuşlardır 5.
SMI, vakaların %40-90’ında önemli koroner stenoz ile ilişkilidir. SMI ile
ilişkili sessiz koroner stenoz, diyabetiklerde ardışık koroner olaylar için
ana risk faktörüdür. Dahası SMI, yalnızca sessiz koroner stenoz ile ilişkili
olduğunda kötü prognoz ile ilişkilidir. Normal MPS ile anormal perfüzyona
sahip fakat koroner stenozu olmayan hastalar arasındaki prognoz, 3 yıllık
takipte benzer bulunmuştur 6.
Diyabetik olmayanlara nazaran diyabetiklerde daha yüksek bir SMI sıklığı
beklenmektedir. Fleg ve arkadaşları 407 sağlıklı asemptomatik gönüllüde
SMI’nin prevalans ve prognozunu treadmill egzersiz EKG testi ve egzersiz
talyum miyokard sintigrafisini bir arada kullanarak değerlendirdiler. Teste
tabi tutulan tüm hastaların %6'sında egzersizin indüklediği SMI mevcuttu
(ortalama yaş 60). Bu çalışma, egzersizin indüklediği SMI’nin 5. ve 6.
dekatlarda %2'den 9. dekadda %15'e progresif olarak yükseldiğini de
göstermektedir 7. Naka ve arkadaşları Japon nondiyabetik kontrol grubunda
SMI prevalansını %5,3 olarak buldular 8. Yaş aynı olduğunda bile, SMI
prevalansı diyabetik yaşlı hastalarda nondiyabetik popülasyona göre daha
yüksektir 9. Nondiyabetik popülasyonda SMI yaygınlığı %0,5 ile %4,7
arasında değişkenlik gösterir 10, 11. Ancak diyabetiklerde SMI yaygınlığı
%6,4 ile %56,7 gibi geniş bir aralıkta ortaya çıkmaktadır 9, 12. Bu geniş
aralık şunlarla bağlantılı olabilir: Çalışma grubunun karakteristikleri
(yaş, cinsiyet, DM tipi ve süresi, mikro ve makrovasküler komplikasyonların
varlığı, Koroner arter hastalığı için risk faktörlerinin varlığı), iskemi
tespiti için kullanılan görüntüleme yöntemleri (egzersiz testleri, holter
izlemesi, stres ekokardiyografi, sintigrafi), görüntüleme yöntemleri ile
oluşmuş iskeminin koroner anjiyografik doğrulanması, SMI tanımı
(miyokardiyal infarktüs sonrası SMI, anjinalı hastalarda SMI veya tamamen
asempomatik hastalarda SMI); çalışmaya dahil etme veya çalışma dışı tutmanın
kardiyak kriterleri (istirahat elektrokardiyogramındaki ST-T anormallikleri
ve diğer iskemik değişiklikler, konjestif kalp yetersizliği). Bizim
çalışmamızda noninvaziv testlerle saptanan SMI sıklığı sırasıyla; efor testi
yapılan grupta %9,1, talyum sintigrafisi yapılan grupta %13,2 , tüm hastalar
beraber ele alındığında %11,3’tür (Tablo 1). Koroner anjiyografik olarak
doğrulanan SMI sıklığı sırasıyla; %4,5 , %11,3 , %8,2’dir. Talyum testi
uygulanan 7 hastanın 6’sında koroner anjiyografi ile sonuç doğrulanırken,
efor testi pozitif çıkan 4 hastanın 2’sinde koroner anjiyografi normal
bulunmuştur. Buna göre efor testinin yalancı pozitiflik oranı %50, talyum
sintigrafisinin %14,3; efor testinin pozitif prediktif değeri %50 iken
talyum sintigrafisininki %85,7’dir.
Eforlu EKG testi, kolay uygulanabilir, ulaşılabilir ve nispeten ucuz bir
test olması nedeniyle koroner iskemiyi tespit için en iyi noninvaziv
testtir. Ayrıca hastalar iyonize radyasyona maruz kalmazlar. 22.047 hastayı
kapsayan 147 araştırmayı içeren bir meta-analizde egzersiz EKG; KAH’ı
%68’lik bir sensitivite, %77’lik bir spesifite ve %73’lük bir doğruluk ile
tespit edebildi (13). Sargın ve arkadaşlarının yaptığı araştırmada, eforlu
EKG ile SMI pozitif olarak tanımlanan vakaların %85,5’inde KAH oluştuğu
koroner anjiyografi ile doğrulanmıştır ve buna göre Türk diyabetik
hastalarda %12,4 oranında sessiz iskemi tespit etmişlerdir 14. Bacci ve
arkadaşları tarafından yapılan bir araştırmada KAH risk faktörleri olan 206
hastanın 141'i efor testini yapabilmiş, bunların 27'si (%19) pozitif olarak
değerlendirilmiş, 65 hasta yorgunluk vs. nedeniyle testi tamamlayamamıştır.
Efor testi pozitif çıkan 27 hasta ve testi uygulayamayan hastalar arasından
seçilen 44 hastaya (toplam 71 hasta) koroner anjiyografi yapılmış ve KAH
prevalansı %29 olarak değerlendirilmiştir. Buna göre stres EKG doğruluğu %79
olarak saptanmıştır. Yanlış negatif olarak değerlendirilen hastaların
diyabet sürelerinin daha uzun ve periferik vasküler hastalık açısından daha
yaygın periferik vasküler hastalığa sahip oldukları bulunmuştur 15.
Detrano ve arkadaşlarının yaptığı bir çalışmada önce egzersiz testi yapılan
hastalara sonrasında koroner anjiyografi yapılarak sonuçlar karşılaştırılmış
ve egzersiz testinin sensitivitesi %68, spesifitesi %77 olarak bulunmuştur
3. Birçok verilere göre egzersiz testinin sensitivitesi %55-70,
spesifitesi %77-90 bulunmuştur 3,4. Paillole ve arkadaşları diyabetik
hastalarda KAH tanısı için noninvaziv testlerin etkinliğini araştırdıkları
bir çalışmada egzersiz EKG testinin pozitif prediktif değerinin düşük
olmasına rağmen (%50), yüksek negatif prediktif değere sahip olduğunu (%86)
saptadılar 16. Bu bulgu, diyabetik hastalarda görüntülemenin ilk adımı
olarak egzersiz EKG kullanımını desteklemektedir. Çünkü çalışmadaki bu
sonuçlara göre bir popülasyondaki KAH tanısını dışlamakta, negatif egzersiz
testi sonucu oldukça yeterli görünmektedir. Ek olarak bu test daha ucuz ve
daha kolay ulaşılabilir bir testtir. Bizim çalışmamızda efor testi yapılan
gurupta SMI sıklığı %9,1, koroner anjiyografik olarak doğrulanan SMI sıklığı
%4,5’tir. Efor testi pozitif çıkan 4 hastanın 2’sinde koroner anjiyografi
normal bulunmuştur. Buna göre efor testinin yalancı pozitiflik oranı %50,
pozitif prediktif değeri %50’dir. Bu yanlış pozitiflik, mikrovasküler
hastalık varlığı nedeniyle olabilir 17. Efor testi çalışmamızın pozitif
prediktif değer sonuçları Paillole ve arkadaşlarınınki ile benzerdir.
Cass ve Bari çalışmasına göre sessiz iskemili diyabetik hastaların
sürvisinde by-pass cerrahisi sonrasında düzelme gözlenmiştir 18,19. Bu
çalışmada 5 yıllık sürvi oranı diyabetiklerde ilk koroner olaydan sonra %38,
ikinci koroner olaydan sonra ise %25, diyabetik olmayanlarda ise bu oranlar
sırasıyla %75 ve %50 olarak bulunmuştur.
Gokcel ve arkadaşları tarafından yürütülen araştırmada görüntüleme testi
olarak tetrafosmin kullanılarak eforlu EKG ile birlikte miyokardiyal tarama
yapılmıştır. 172 asemptomatik tip 2 DM hastasından 24’ünde (%12,2) anormal
EKG sonuçları alınmıştır. Bu 14 vakadan 13’ünde koroner anjiyografiden sonra
KAH bulunmuştur. Bu vakalar ile KAH bulunmayan vakalar karşılaştırıldığında
erkek cinsiyet, retinopati, hipertansiyon ve postprandiyal glukoz
seviyelerindeki farklılıklar dışında karakteristik bir özellik
görülmemiştir. Yaş, diyabet süresi, tedavi tipi, nefropati, vücut kitle
indeksi (VKİ), bel çevresi, HbA1c seviyesi ya da HDL kolesterol hariç lipid
profiline göre gözlenen bir fark olmamıştır 20. Benzer başka bir
araştırmada, insülinli veya insülinsiz tedavi altındaki tip 2 diyabetik
hastalarda KAH prevalansı ile anormal eforlu test sonuçları arasındaki
korelasyonla ilgili olarak yakın sonuçlar rapor edilmiştir 8. Bizim
çalışmamızda talyum sintigrafisi negatif ve pozitif vakalar arasında
cinsiyet, aile öyküsü, ilaç çeşidi sigara öyküsü ve hipertansiyon sıklığı;
yaş, boy, kilo, VKİ, diyabet süresi, HbA1c, açlık kan şekeri, total
kolesterol, trigliserid, üre ve kreatinin ortalamaları yönünden
istatistiksel bir fark saptanmamıştır (p>0,05). Hiçbir parametrede
istastiksel anlamlı fark görülmemesinin nedeni, hasta sayımızın az olmasına
bağlanabilir. Buna karşılık efor testi pozitif ve talyum testi pozitif
bulunan hastalar ele alındığında, talyum grubunda oral antidiyabetik
(OAD)+insülin kullanımı ve kan üre ortalamaları, efor grubuna göre anlamlı
derecede yüksek bulundu (p<0,05).
Miyokard perfüzyon sintigrafisi ile SMI tespiti için sınırlı veri vardır
ancak diyabetik hastalarda KAH teşhisi için MPS’nin isabetli sonuçlar
verdiği rapor edilmiştir (21). Ayrıca kardiyak veya nonkardiyak nedenlerle
efor testi uygulanamayan yaşlı hastaların önemli bir çoğunluğunda (%7-38,6)
dipiridamollü miyokard talyum sintigrafisi kullanılmasının daha uygun
olduğunu belirten yayınlar vardır 8, 9.
MPS, yüksek pozitif ve negatif prediktif değerlere sahiptir ve koroner
anjiyografi kararını etkileyen en önemli belirteç olarak kabul edilmektedir
22. Eğer en azından görüntüleme çalışmalarının bir tanesi pozitif ise
noninvazif görüntüleme çalışmalarında (egzersiz testleri, Holter izlemesi ve
MPS) SMI yaygınlığı %18,4 ile %30,4 arasında değişmiştir. Bu çalışmalarda
koroner anjiyografi tarafından doğrulanan SMI yaygınlığı %9,2 ile %15,9
arasında olmuştur 23, 24. Tip 2 diyabetik asemptomatik hastalarda
görüntüleme için MPS kullanan ilk çalışma olan DIAD çalışmasında SMI sıklığı
%22 olarak bulunmuştur 25. Araz ve arkadaşları Tc-99m
metoksiizobütilizonitril (MIBI) kullanılarak yapılan MPS ile SMI
yaygınlığını %15,5 olarak buldular ve bu çalışmada diğer çalışmalarla benzer
olarak anjiyografik olarak doğrulanan SMI yaygınlığı %9,6 idi. MPS için
%64,7’lik (erkeklerde %77,8 ve kadınlarda %50) genel bir pozitif prediktif
değer hesapladılar 26. Daha önceki çalışmalarda pozitif prediktif değerin
%35,3 ile %77,8 arasında olduğu bildirilmektedir 16, 23, 24, 27.
Koistinen
ve arkadaşları DM hastalarında SMI sıklığını talyum tomografik imgeleri
kullanarak %23,1 ve koroner anjiyografik doğrulama kullanarak %10 olarak
tespit etmişlerdir 28. Yakın zaman önce yapılan bir çalışmada
Janand-Delenne ve arkadaşları diyabetik hastalarda SMI sıklığını talyumlu
MPS kullanarak %19 olarak bulmuşlardır ve hastaların %13,3’ünde belirgin
derecede koroner arter daralması tespit etmişlerdir 27. En düşük SMI
yaygınlığı (%6,4), Milano’da gerçekleştirilen bir çalışmada bildirilmiştir.
Milano çalışmasındaki düşük oran muhtemelen çalışmaya dahil edilme kriteri
olarak sınırsız hastalık süresi seçilmiş olmasına bağlıydı 12. Paillole ve
arkadaşları yüksek pozitif prediktif değer (%76) ve yüksek negatif prediktif
değer (%89) ile en iyi sensitivite (%80) ve spesifitenin (%87) dipiridamollü
talyum sintigrafisinde olduğunu gösterdiler 16.
Puente ve arkadaşlarına göre MPS’nin SMI’yi saptamada sensitivitesi %97,
spesifitesi %97, pozitif prediktif değeri %90 ve negatif prediktif değeri
%2’ydi. Bu çalışmaya göre stres protokolü boyunca göğüs ağrısı ve ST
depresyonunun yokluğu, SMI tanısı için iyi markırlar değildir. MPS’de iskemi
saptanan asemptomatik hastalar, 3,8 kat daha fazla önemli koroner arter
obstrüksiyon riskine sahiptir 29. Bizim çalışmamızda SMI sıklığı talyum
sintigrafisi yapılan grupta %13,2 , koroner anjiyografik olarak doğrulanan
SMI sıklığı %11,3’tür. Talyum testi uygulanan 7 hastanın 6’sında koroner
anjiyografi ile sonuç doğrulanırken kalan 1 vakada koroner arterlerde
önemsiz değişiklikler saptandı. Buna göre talyum sintigrafisinin pozitif
prediktif değeri %85,7 , yanlış pozitiflik değeri %14,3’tür.
Cosson ve arkadaşları EKG stres testi ve egzersiz MPS’ni karşılaştırdıkları
çalışmalarında bu testlerin sessiz koroner stenozu saptamadaki pozitif
prediktif değerleri sırasıyla %41,9 ve %44,7 idi. Her iki test anormal
olduğunda pozitif prediktif değer %63,6’ya yükselmiştir. EKG stres testi ve
MPS’nin ikisinde de anormal sonuç olan hastaların, daha kötü bir prognoza
sahip olduğunu, SMI’nin yalnızca koroner stenozla ilişkili vakalarda kötü
bir prognozu olduğunu belirttiler. Yine Cosson ve arkadaşları maksimal bir
EKG stres testi ile kombine MPS’nin erkeklerde kadınlardan daha faydalı
olduğunu gösterdiler 30. Bizim çalışmamızda efor testi pozitif ve talyum
testi pozitif olan hastalar arasında SMI sıklığı açısından istatistiksel
anlamlı fark bulunmadı (p>0,05). Yine aynı iki gurup arasında koroner
anjiyografik olarak doğrulanan SMI sıklıkları açısından istatistiksel
anlamlı fark bulunmadı (p>0,05). Inoguchi ve arkadaşları dipiridamollü
talyum sintigrafisi ve egzersiz EKG testini birlikte kullanarak pozitif
prediktif değeri %94'e kadar çıkarmışlardır 9.
Kadınlarda anterior iskemi ile ilgili yalancı pozitif sonuçlar memeyle
ilgili interpozisyona bağlı olabilir. Araz ve arkadaşlarının çalışmasında
yalancı pozitif iskemili 4 kadının hepsi MPS üzerinde anterior defekt
gösterdiler; 3 tanesinde normal koroner arterler vardı ve bir tanesinde ise
sağ koroner arterde plak vardı 26. Diyabetik hastalardaki obezite, meme
interpozisyonu, hastanın semptomlarını ifade edebilme yeteneği veya testi
yorumlayan uzmanın güvenilirliği gibi etmenlerin yanı sıra hastalardaki
sayısız spesifik faktör (hipertansiyon ve kardiyomiyopati gibi); KAH için
noninvaziv testlerin sensitivitesine etki edebilir. Hipertansiyon, diyabete
ek olarak sol ventrikül kitlesini daha da artırır ve yanlış pozitif talyum
defektlerine neden olabilir 31. Diyabetik kardiyomiyopati, en hafif
formunda bile segmental duvar hareket anormalliklerine ya da iskemiyi taklit
eden talyum defektlerine neden olabilir 31, 32. Bizim çalışmamızda MPS
uygulanan 7 hastadan 1 tanesinde sonuç koroner anjiyografik olarak
doğrulanmamıştır ki bu hasta da erkektir. Bu hastadaki yanlış pozitifliğin
nedeni, hipertansiyon varlığı olabilir.
SONUÇ
SMI tanısı için efor testi ve talyumlu MPS’nin birbirlerine istatistiksel
olarak üstünlüklerini saptayamadık. Bu durumda kolay ulaşılabilen ve
maliyeti düşük olan egzersiz EKG testinin SMI saptanması için daha mantıklı
bir seçenek olduğu düşünülebilir. Ancak sayısal olarak bakıldığında talyum
sintigrafisiyle daha fazla hastaya SMI tanısı koyabildik ve talyum testinin
pozitif prediktif değerini efor testine göre çok daha yüksek bulduk. Hasta
sayısı artırıldığında talyum sintigrafisinin efor testine göre istatistiksel
olarak da üstün olduğunun görülebileceği kanaatindeyiz.
|
İ |
İLETİŞİM İÇİN: Doç. Dr. Cüneyt Eftal Taner,
Ege Doğumevi ve Kadın Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi
/ İZMİR cuneyt_taner@hotmail.com |
|
Ö |
GÖNDERİLDİĞİ TARİH: 23/02/2007 •
KABULTARİHİ: 06/09/2007 |
REFERANSLAR
- Lochen ML. The Tromso study: the prevalence of exercise-induced
silent miyocardial ischemia and relation the risk factors for coronary
heart disease in apparently healthy population. Eur Heart J 1992; 13:
728-731.
- Lubaszewski W, Kawecka-Jaszcz K, Czarnecka D, Rajzer M, Stochmal A.
Silent miyocardial ischemia in patients with essential arterial
hypertension and non-insulin dependent diabetes mellitus. J Hum
Hypertens 1999; 13: 309-313.
- Detrano R, Gianrossi R, Froelicher V. The diagnostic accuracy of the
exercise electrocardiogram: A metaanalysis of 22 years of research. Prog
Cardiovasc Dis 1989; 32: 173-206.
- Miller PF, Sheps DS, Bragdon EE, et al. Aging and pain perception in
ischemic disease. Am Heart J 1990; 120: 22-30.
- Nesto RW, Phillips RT, Kett KG, et al. Angina and exertional
myocardial ischemia in diabetic and non diabetic patients: assessment by
exercise thallium scintigraphy. Ann Intern Med 1988; 108: 170-175.
- Cosson E, Guimfack M, Paries J, et al. Prognosis for coronary
stenosis with diabetes and silent miyocardial ischemia. Diabetes Care
2003; 26: 1313-1314.
- Fleg JL, Gerstenblith G, Zonderman AB, et al. Prevalence and
prognosis significance of exercise-induced silent miyocardial ischemia
detected by thallium scintigraphy and electrocardiography in
asymptomatic volunteers. Circulation 1990; 81: 428-436.
- Naka M, Hiramatsu K, Aizawa T et al. Silent miyocardial ischemia in
patients with non-insulin dependent diabetes mellitus as judged by
treadmill exercise testing and coronary angiography. Am Heart J 1992;
123: 46-53.
- Inoguchi T, Yamashita T, Umeda F, et al. High incidence of silent
miyocardial ischemia in elderly patients with non-insulin dependent
diabetes mellitus. Diabetes Res Clin Pract 2000; 47: 37-44.
- May O, Arildsen H, Damsgaard EM, Mickley H. Prevalence and
prediction of silent ischemia in diabetes mellitus: a population-based
study. Cardiovasc Res 1997; 34: 241-247.
- Fazzini PF, Prati PL, Rovelli F, et al. Epidemiology of silent
miyocardial ischemia in asymptomatic middle-age men (the ECCIS Project).
Am J Cardiol 1993; 72: 1383–1388.
- Milan Study on Atherosclerosis and Diabetes (MISAD Group).
Prevalence of unrecognised silent miyocardial ischemia and its
association with atherosclerotic risk factors in non-insulin dependent
diabetes mellitus. Am J Cardiol 1997;79:134-139.
- Fuster W, Alexander RW, O'Rourke AR, et al. Hurst's The Heart. 10th.
Ed. Mc Graw Hill, Turkey,And yayıncılık Ltd Şti.2002. cilt 2 :472.
- Sargin H, Ozisik M, Ozisik NC, et al. The prevalence of silent
ischemia in Turkish patients with type 2 diabetes mellitus. Tohoku J Exp
Med 2005; 205: 351-355.
- Bacci S, Villella M, Langialonga T, et al. Screening for silent
miyocardial ischaemia in type 2 diabetic patients with additional
atherogenic risk factors: applicability and accuracy of the exercise
stress test. Eur J Endocrinol 2002; 147: 649-654.
- Paillole C, Passa P, Paycha F, et al. Non-invasive identification of
severe coronary artery disease in patients with long-standing diabetes
mellitus. Eur J Med 1992; 1: 464-468.
- Nitenberg A, Valensi P, Sachs R, et al. Impairment of coronary
vascular reserve and ACh-induced coronary vasodilatation in diabetic
patients with angiographically normal coronary arteries and normal left
ventricular systolic function. Diabetes 1993; 42: 1017-1025.
- Weiner DA, Ryan TJ, Persons L, et al. Significance of silent
miyocardial ischemia during exercise testing in patients with diabetes
mellitus: a report from the Coronary Artery Surgery Study (CASS)
registry. Am J Cardiol 1991; 68: 729-734.
- Chon PF. Silent miyocardial ischemia: classification, prevalence and
prognosis. Am J Med 1985; 79: Suppl 3A: 2-6.
- Gokcel A, Aydin M, Yalcin F, et al. Silent coronary artery disease
in patients with type 2 diabetes mellitus. Acta Diabetol 2003; 40:
176-180.
- Kang X, Berman DS, Lewin HC, et al. Comparative ability of
miyocardial perfusion single photon emission computed tomography to
detect coronary artery disease in patients with and without diabetes
mellitus. Am Heart J 1999; 137: 949-957.
- Hannoush H, Shaar K, Alam S, et al. Analysis of referral patterns,
predictive accuracy, and impact on patient management of miyocardial
perfusion imaging in a new nuclear cardiology laboratory. J Nucl Cardiol
2003; 10: 148-153.
- Koistinen MJ, Huikuri HV, Korhonen UR, et al. Asymptomatic coronary
artery disease in diabetes: relation the common risk factors,
lipoproteins, apoproteins and apo E polymorphism. Acta Diabetol 1994;
31: 210-214.
- Valensi P, Sachs RN, Lormeau B, et al. Silent miyocardial ischemia
and left ventricle hypertrophy in diabetic patients. Diabetes Metab
1997; 23: 409-416.
- Wackers FJ, Young LH, Inzucchi SE, et al. Detection of silent
miyocardial ischemia in asymptomatic diabetic subjects: the DIAD study.
Diabetes Care 2004; 27: 1954–1961.
- Araz M, Celen Z, Akdemir I, Okan V . Frequency of silent miyocardial
ischemia in type 2 diabetic patienrs and the relation with poor glycemic
control. Acta Diabetol 2004; 41: 38-43.
- Janand-Delenne B, Savin B, Habib G, et al. Silent miyocardial
ischemia in patients with diabetes: who to screen. Diabetes Care 1999;
22: 1396-1400.
- Koistinen MJ, Huikuri HV, Pirttiaho H, Linnaluoto MK, Takkunen JT.
Evaluation of exercise electrocardiography and thallium tomographic
imaging in detecting asymptomatic coronary artery disease in diabetic
patients. Br Heart J 1990; 63: 7-11.
- Puente A, Roffe F, Chimal JL, Gomez E, Cortes F. Non-invasive
evaluation of coronary atherosclerotic disease in patients with silent
ischemia: usefulness of miyocardial perfusion spect, electrical,
angiographic, and imaging correlation. Arch Cardiol Mex 2005; 75: 29-34.
- Cosson E, Paycha F, Paries J, et al. Detecting silent coronary
stenoses and stratifying cardiac risk in patients with diabetes: ECG
stress test or exercise miyocardial scintigraphy? Diabet Med 2004; 21:
342-348.
- Nesto RW. Screening for asymptomatic coronary artery disease in
diabetes. Diabetes Care 1999; 22: 1393-1395.
- Eichhorn EJ, Kosinski EJ, Lewis SM, et al. Usefulness of
dipyridamole thallium-201 perfusion scanning for distinguishing ischemic
from non-ischemic cardiomiyopathy. Am J Cardiol 1998; 62: 945-951.
|
|