|
|
 |
|
Ocak-Nisan 2005
Cilt:
1
Sayı:
1
Özetleri |
|
|
Tam Metin
PDF
|
» |
ERİTROSİT SEDİMENTASYON HIZI
Akut faz cevabına yol açan doku hasarı serumda fibrinojen, C-reaktif protein (CRP) ve serum amiloid A proteini miktarında belirgin artışa ve albumin miktarında azalmaya neden olur. Eritrosit sedimentasyon hızı (ESH) da akut faz cevabının varlığı, ayrıca inflamasyonun yaygınlığı ve derecesinin belirlenmesi, tedavi sonrası akıbet hakkında bilgi edinilmesinde kullanılan testlerden biridir. Eritrosit sedimentasyon hızı testi antikoagulan eklenmiş, iyi karış-tırılmış venöz kanın tüpte dik pozisyonda tutulması ile eritrositlerin plazmadan daha fazla özgül ağırlığa sahip olmaları nedeni ile aşağı doğru çökmesi esasına dayanır. Ölçüm plazma üst sınırından eritrosit üst sınırına kadar olan alanı kapsar ve mm/saat olarak ifade edilir. Üst sınırlar ırk (zencilerde hafif yüksek), yaş (ileri yaşta daha yüksek) ve cinsiyete göre değişir. Rutin uygulamalara Westergren tüpü ile yerleşen bu test, günümüze kadar tanıya yardımcı olarak laboratuvar işlemlerinin arasında yer almış, giderek otomatik cihazlarda hata oranı en aza indirgenmiş halde ve farklı kullanım alanları bularak değerini korumaktadır. Test, plazmada pozitif yüklü pro-tein artışı ya da eritrositlerin yapı ve sayısal değişikliği olmak üzere kanın iki farklı elemanındaki değişikliklerden etkilenir. Özellikle akut ya da kronik infeksiyonlar, çeşitli inflamatuvar hastalıklar, habis hastalıklar, doku nekrozuna yol açan durumlar, globulin yapısındaki protein miktarında göreceli ya da mutlak artış ESH?yi hızlandırırken; polistemi, orak hücreli anemi ve hipofibrinojenemiye yol açan akut hepatit gibi durumlarda ESH yavaşlar. Nobel Med 2005; 1 (1): 4-9
Doç. Dr. Sevgi Kalayoğlu Beşışık
|
|
|
Tam Metin
PDF
|
» |
MİYASTENİA GRAVİS VE PSİKİYATRİK SORUNLAR
Miyastenia gravis, başlıca belirtileri kas gücü kaybı, solunum güçlüğü, çift görme ve pitozis olan nöromusküler bileşkeyi tutan kronik, otoimmün bir hastalıktır. Tüm kronik hastalıklarda olduğu gibi miyastenia gravis?te de başa çıkma ve adaptasyon zorluklarına bağlı psikiyatrik sorunlar olabilir. Psikiyatrik hastalıklar arasında panik bozukluk, yaygın anksiyete bozukluğu gibi kaygı bozuklukları veya depresif bozukluklar görülebilir.
Nefes darlığı, yorgunluk ve enerji eksikliği gibi belirtiler hem psikiyatrik hem de var olan kas hastalığı ile ilgili olarak görülebilir. Psikiyatrik kaynaklı belirtiler de gerçek miyasteni semptomları olarak ele alınıp gerekmediği halde yüksek doz ilaç kullanımına neden olabilir. Mevcut belirtilerin etyolojik ayırıcı tanılarının yapılması hem tedavi seçimlerini etkileyebilir, hem de hastanın iyilik halini ve tedavi başarısını artırır. Hastalığın gidişi sırasında psikiyatrik konsültasyonların ve değerlendirmelerin yapılması, miyastenia gravis hastalarının daha iyi standartlarda tedavi almasına ve yaşam kalitelerinin artmasına yardımcı olur.
Nobel Med 2005; 1 (1): 10-13
Doç. Dr. Işın Baral Kulaksızoğlu, Dr. İbrahim Eren
|
|
|
Tam Metin
PDF
|
» |
AKUT İNMELİ OLGULARDA HASTANE ÖNCESİ GECİKME NEDENLERİNİN İRDELENMESİ
Çalışmamızdaki amacımız akut inme geçiren olguların hastane öncesi gecikme nedenlerinin araştırılmasıdır.
Çalışmaya GATA Haydarpaşa Eğitim Hastanesi acil servisine müracaat eden 229 akut inmeli olgu dahil edildi. Hastane öncesi gecikme, hastalarda inme belirtilerinin başlaması ile acil kapısından giriş arasındaki süre olarak belirlendi. Bu süreci hastaların medikal yardım isteme süresi ve transport süresi oluşturmaktaydı. Hastalara ait medikal yardım isteme ve transport süreçlerine ait bilgiler, şuuru açık koopere hastalardan direkt kendisiyle yapılan görüşmelerden, şuuru kapalı koopere olamayan hastalardan ise hastayı getiren yakınları ya da medikal personellerden alındı. Verilerin istatistiksel olarak değerlendirilmesinde SPSS Windows 10.0 paket program kullanıldı. İstatistiksel incelemede hastalara ait faktörlerin (yaş, cins, eğitim düzeyi vb.) süreç üzerine olan etkisi Logit Loglinear analiz ile değerlendirildi.
Çalışmamızda akut inmeli olgularda hastane öncesi gecikme ortalama 92.66 dakikaydı. Olgularda hastane öncesi en önemli gecikme nedeni ise hastaların tıbbi yardım isteme süresindeki gecikmeydi ([68.21 dk.], [%73.93]). Bu süreci etkileyen hastalara ait faktörler ise sırasıyla ileri yaş (> 65 yaş), eşlik eden hastalık varlığı, hastanın belirtilerin farkında olmaması (koma ya da bilinç değişikliği), hastanın önceden inme geçirmiş olması ve düşük inme skoru (NIHSS: National Institutes of Health Stroke Scale) olduğu belirlendi.
Akut inmeli olgularda hastane öncesi periodun kısaltılması için hastaların medikal yardım isteme sürecinin kısaltılması gerekmektedir. Bu sürecin kısaltılması için bireysel bazda inme geçirme riski yüksek bulunan hasta ve yakınlarının akut inmenin spesifik ve nonspesifik bulguları konusunda medikal personellerce eğitilmesi gerekmektedir. Bunun yanında toplumsal düzeyde medikal kuruluşlar ve medya aracılığı ile konuyla ilgili eğitici kampanyaların düzenlenmesinin bu sürecin kısaltılmasına önemli katkı sağlayacağı düşüncesindeyiz. Nobel Med 2005; 1 (1): 14-17
Dr. Özcan Keskin, Dr. Murat Kalemoğlu, Dr. Eralp Ulusoy , Dr. Hüküm Uzun, Dr. İsmail Yıldırım
|
|
|
Tam Metin
PDF
|
» |
AKUT MİYOKARD İNFARKTÜSLÜ HASTALARDA FAKTÖR V LEİDEN MUTASYONU İNSİDANSI
Bu araştırmada akut miyokard infarktüsü tanısı ile hastanemize yatırılan 81 hastada Polimeraz Zincir Reaksiyonu (PCR) metodu ile DNA analizi yapılıp Faktör V Leiden mutasyonu araştırılarak 39 sağlıklı kontrol ile kıyaslanmıştır. Akut miyokard infarktüsü geçiren 81 hastanın 8?i (%9.9); 39 sağlıklı olgunun 2?si (%5.1) heterozigot ve 1 sağlıklı olgu da (%2.6) homozigot bulundu. Her iki grup arasında Faktör V Leiden mutasyonu açısından anlamlı fark bulunamadı (p= 0.219). Nobel Med 2005; 1 (1): 18-21
Dr. Ahmet Uludağ, Dr. Bülent Çağlar , Dr. Müjdat Batur Canöz , Dr. Cüneyt Müderrisoğlu , Dr. Füsun Erdenen , Dr. Betül Canöz
|
|
|
Tam Metin
PDF
|
» |
ENÜRESİS NOKTURNALI ÇOCUKLARDA TRANSKÜTAN ELEKTRİKSEL SİNİR STİMÜLASYONU (TENS) TEDAVİSİ
Enüresis nokturnalı çocuklarda TENS (Transcutaneous Electrical Nerve Stimulation; transkütanöz elektriksel sinir stimülasyonu) tedavisinin işeme davranışlarına, sosyal fonksiyona ve mesane depolama kapasitelerine olan etkilerinin değerlendirilmesi amaçlandı.
Konvansiyonel tedavilere cevap vermeyen 8-16 yaş arası 8 adet çocuk çalışma için seçildi. Suprapubik bölgeden 15 seans TENS tedavisi uygulandı. Tedavi öncesinde ve tedavi sonrasında işeme davranışlarındaki ve sosyal fonksiyonlardaki değişimler 7 puanlı ölçütle belirlendi. Hastalardan tedaviden önce ve sonraki iki ardışık günde idrar sıklığı/hacim kartını kullanarak idrar çıkışlarını kaydetmeleri istendi.
Tedaviden 2 ay sonra çocuklardan 2?si kuru hale geldi. Tedaviden 2 ay sonra iki hastada işeme davranışı ve sosyal durum toplam puanları arttı. Maksimum fonksiyonel mesane kapasitesi, ortalama gündüz mesane kapasitesi, maksimum gece mesane kapasitesi tedaviden sonra sadece iki hastada arttı. Bu olgularda ortalama gündüz işeme sayısı azaldı.
Bizim sonuçlarımıza göre, nokturnal enüresisli çocuklarda TENS tedavisi bir miktar düzelme yapıyor gibi görünmektedir. Bu konuda daha geniş serilerde yapılacak ileri çalışmalara ihtiyaç vardır. Nobel Med 2005; 1 (1): 22-27
Doç. Dr. Zeliha Ünlü , Prof. Dr. Çiğdem Tüzün , Prof. Dr. Can Taneli , Dr. Altınay Fırat
|
|
|
Tam Metin
PDF
|
» |
SERBEST DALIŞ SONRASI OLUŞAN PULMONER HEMORAJİ OLGUSU
Su altı dalış sporları serbest ve tüplü olarak yapılmaktadır. Bu sporlara olan ilgi günümüzde giderek artmaktadır. Dolayısıyla bu spor esnasında ortaya çıkan komplikasyonların sayısı ve vaka adedi de giderek artmaktadır. Bu komplikasyonlar içerisinde ençok bilinenleri, pulmoner hava embolisi, pulmoner hemoraji ve buna bağlı komplikasyonlardır. Bu komplikasyonlar ölümcül olup ciddi klinik tablo içerisinde hastalar kolaylıkla kaybedilebilmektedir. Ayrıca klinik tablonun bu kadar ağır ve ölümcül olmadığı durumlar da gözlenebilmektedir. Bunların arasında paranazal sinüslere ait barotravma sonrası gelişen epistaksis, ayrıca vertigo, sefalji ve kulak zarı perforasyonu sayılabilir.
Nefesli dalış sporu yapanlarda, dalış esnasında çevresel basınç artışına bağlı pulmoner barotravma oluşabilmektedir. Sualtına dalış esnasında artan çevresel basınca bağlı olarak total akciğer volümü rezidüel volüme yaklaşarak total pulmoner kapasitede değişikliğe neden olur. Serbest dalış sırasında suda kalış süresini artırmak amacıyla dalgıçların istemli olarak yaptıkları derin inspirasyon ve bunu takiben istemli diafragmatik kontraksiyon sonrası intratorasik negatif basınç artmaktadır. Böylece pulmoner kapillerlerde basınç artmakta ve bu da hasara yol açarak pulmoner hemorajiye neden olabilmektedir.
Bu sunumumuzda, nefesli serbest dalış egzersizi esnasında hemoptizi gelişerek acil servisimize başvuran ve sonuç olarak pulmoner hemoraji tanısı konan bir olguyu bildirerek konunun önemini vurgulamaya çalıştık. Nobel Med 2005; 1 (1): 28-31
Dr. Özcan Keskin , Dr. Murat Kalemoğlu , Dr. İsmail Yıldırım , Dr. Eralp Ulusoy
|
|
|
Tam Metin
PDF
|
» |
HİPOKRAT MÖ. 460-370
Hipokrat'ın hekimlere yüklediği etik yükümlülük primum non nocere (öncelikle zarar verme) deyişi ile özetlenebilir. Bu deyiş ve geliştirdiği kavram yüzyıllardır hekimlik mesleğinin temel etik ilkesi olmuştur.
Derleyen: Dr. Timur KOLOĞLU
|
|